31 Mart seçimlerine kısa bir süre kalmışken, her lider çapı kadar yol yürüyüp çapı kadar icraat yapıyor.

RECEP TAYYİP ERDOĞAN, 
bir yandan dünyada olan bitenlerle ilgili diplomasiyle ve dost ülke ziyaretleriyle meşgul oluyor,
bir taraftan yerli ve milli savaş uçağı yapmakla, uzay yolculuğuna yeni seferler ekleyerek uzay yarışını kaçırmamakla ilgileniyor.

Bir tarafdanda 31 Mart seçimlerine girecek Belediye Başkan adaylarının tamamını açıklıyor.

Bir taraftan deprem bölgesinin problemleri ve bitirilen konutların teslimatı ile ilgileniyor,
diğer taraftanda meydanlara çıkıp halkla kucaklaşıp meydanları coşturuyor.

CHP’de ÖZGÜR ÖZEL ise,
Partisinin Meclis’deki basit bir ODA bölüşümünü kavgasız,
polissiz aşamazken,
En güçlü olduğu yerlerde rant kavgalarından dolayı  başkan adayı tesbitini tamamlayamıyor,
CHP’nin ayrıca eli kanlı PKK’nın hamisi DEM Parti ile üç beş koltuk için pazarlıklarıda bir türlü bitmiyor.

6 Şubat 2023 günü İstanbul‘daki Çağlayan adliyesine girip terör estirenler polisimizin duyarlılığı ve uyanıklığı sayesinde emellerine ulaşamasalarda çatışmalarda bir vatandaşımız vefat etti, 
6 vatandaşımız yaralandı,
teröristler de etkisiz hale getirildi ama anlaşılan seçim gününe kadar bu gibi eylemleri göreceğiz.

Şimdi bu son baskın basit bir vakamıydı yada birilerinin beslediği teröristlerin bu desteklerden aldığı cesaretmiydi?

Biliyorsunuzki bazı CHP vekilleri bu teröristlerin sözcülüğünü dün yaptı,
bugünde yapıyor ve sanki bundan sonrada yapacaklar.

Esas problem ise,
CHP’nin FETÖ, PKK ve DHKP-C’li teröristlere olan sempatilerinin CHP’nin asıl sahipleri olan seçmeninin ‘ERDOĞAN nefreti ile uyutulduğu için’ hala görememesi olsa gerek.

15 Temmuz öncesi iktidarı okyanus ötesine teslim olmakla suçlayanlar,
15 Temmuz öncesi ABD emperyalizmine karşıyız diye yeri göğü inleten sözde SOLCULAR,
15 Temmuz sürecinde ve sonrasında FETÖ-PKK-DHKP-C ekseninin koruyucusu ve savunucuları oluverdiler.

PKK’ya silah bıraktırmak için geliştirilen barış sürecinde İktidara ve o gün PKK’ya saldıranlar,
Barış sürecinin Silah bırakma ile değil ayaklanma sürecine girdiğini gören iktidarın PKK’ya yönelik operasyonlara hız verme kararından sonra birden bire PKK uzantısı partiye sıcak mesajlar yollar oldular.

DHKP-C militanlarına hep sahip çıkıp savundular,onları bizlere masum çocuklar olarak sundular.

Son baskındaki teröristleri  kollayıp koruyanlar malum hep DEM Parti ve CHP vekilleri oluverdi.

Şimdi Kandildeki elebaşlar TV’lerden açıkça haykırdılar,
ittifaklara sahip çıkın ve şahsi davranmayın diyerek,
kentsel uzlaşıları ve ittifakları uygulayın talimatlarını verdiler.

Sol kesimde büyük ilgi gören Selahattin Demirtaşın eşi Başak Demirtaş adaylıktan çekildiğini ve partisinin emrinde olduğunu açıklayıverdi.

Pazarlıklarda anlaşma gereği fanatik ve halkda karşılığı olmayacak düşük profil göstermelik adayla desteğin aleni olmasını saklayacak ve yine masa altı destek sunacaklar gibi görünüyor.

Şimdi CHP bu durumuda demokratik bir gelişme diye sunar,
Meclisteki odayı bile parti içinde kavgasız paylaşamaz,

Cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi bugünde Belediye Başkanlığı adaylarını kavgasız gürültüsüz son gün olmadan tamamlayamaz ama RECEP TAYYİP ERDOĞAN nefreti ile uyuşturulan seçmeninden tıpış tıpış gelip oy kullanmalarını ister.