SON DAKİKA

İBADETLERİMİZİ ESHAB-I KİRAM DÖNEMİNDEKİ GİBİ YAPABİLMELİYİZ…

Bu haber 25 Kasım 2019 - 9:42 'de eklendi ve 736 kez görüntülendi.

Son 10 yılda FETÖ faaliyetleri yoğunlaştıkça dinler arası diyalog faaliyetleride hız kazandı.
Sonuçları ise;
Camilerimize sandalye, oturak ve sıra konması,
İmamların ve müezzinlerin orkestralar oluşturmaları,
Mevlüt Meclis’lerinin çalgı çengi icra edilen şatafatlı yerlere döndürülmeleri şeklinde ortaya çıktığı görüldü.

Asırlardır bitmek tükenmek bilmeyen savaşların sebebi ile o günlerde daha çok engelli olan müslümanlar vardı.
Ancak ibadetlerini,
kendi aklıyla ve düşüncesiyle değil,
Peygamberimizin sünnetine uygun, Ashab-ı Kiramın ve Tabii Kiramın uyguladığı şekliyle yerine getiriyordu.

2010 yıllarıyla FETÖ’nün dinler arası diyalog projesi hız kazanınca birden bire sanki ülkemizde kötürüm insanlar çığ gibi arttı.

Camiler kiliseler gibi oturma sıraları, sandalye, tabure ve koltuk istilasına uğradı.

Halbuki Peygamber efendimizin döneminden bugüne kadar namazın nasıl kılınacağı Peygamberimizin, Ashab-ı kiramın, Tabiin ve Tebei Tabiin Kiramın uygulamaları ve bugünlere kadar gelen fıkıh alimlerinin kitaplarından öğrendiklerimizle gayet net belliydi.

İslam alimleri yazdıkları fıkıh kitapları ile namazın farzını, vacibini, sünnetini,müstehaplarını, mekruhlarını ve müfsidlerinin bilinmesine,
gayet açık ve net olarak bugünlere kadar en küçük değişikliğe bile sebeb vermeden gelmesine vesile olmuşlar.

Müslümanlarda bu kitaplarda yazılan şekli ile bugüne kadar namazlarını eda etmişler.

Mesela ayağında problemi olan veya ayakta durma problemi olan için namazın nasıl kılınacağı bu ilmihal kitaplarında gayet net yazılmış.
‘Kıyam: namazda ayakta durmak.’ Namazın farzlarından olduğu için,
ayağı kırılan veya ayakta duramayacak kadar hasta olanın nasıl namaz kılacağıda söz birliği ile fıkıh alimleri tarafından naklen bildirilmiş.

Misal olarak:
“Namazın bir kısmını ayakda sağlıklı kılan bir kimse namaz içinde hastalansa rüku ve secdesini oturarak veya ima ile yapabileceği”belirtilmişti.
“Hasta,iftitah tekbiri ile farz olan kıraati gerçekleştirecek kadar ayakta durabilecek güce sahipse bunları ayakta yapmalı ve ondan sonra güç yetiremediği rüku ve secdeyi oturarak ifa etmeli”deniliyordu.

Ayakta duramaya gücü yetmeyen hastanın ise en baştan itibaren yere oturarak namaz kılacağı ifade edilmiştir.

Rüku ve secdeyi oturarak veya ima ile yapmak durumunda olan bir hastanın oturma şeklide haline ve durumuna göre değişir diye belirtilmiştir.

Yine kaynaklarda böyle bir kişi için namazını kendi durumuna göre diz çökerek veya bağdaş kurarak yahut ayaklarını yana veya kıbleye doğru uzatarak kılabileceğide belirtiliyordu.

Bu konuda peygamber efendimizin Hadis-i Şerifi de bulunuyor.
Peygamberimiz nasıl namaz kılacağını soran hasta bir sahabiye; “Namazını ayakta kıl.
Eğer gücün yetmezse oturarak, bunada gücün yetmezse yan üzere kıl” buyurmuştu.

Dolayısı ile müslümanlar ayakta duramayacak derecede hasta veya engelli olduklarında asırlardır namaz ibadetini bu şekilde ifa etmişlerdir.

Bu kadar kolaylığa rağmen camilere tabure, sandalye ve sıra doldurmak nasıl bir mantıktır.

Elbette ki bunda gizli emeller ve farklı maksatlar vardı.
Ardından önlerine secde etmek için masalar mı konacaktı…?
Açıkçası bütün bunların FETÖ eliyle “Camilerin kiliseye döndürülmesi projesi”olduğu gayet net.
Halbuki namazı sandalyede, taburede, koltukta ve sırada eda etmek için hiç bir kaynak göstermeleride mümkün değildir. Var diyen varsa, kendi düşüncesine göre değil, kaynağını görerek bilmek isterim.

Dinimizi ve ibadetlerimizi değiştirecek faaliyetlere karşı dikkatli olunmalıdır.
İbadetler dinin emrettiği şekilde yerine getirilir, aklımızın erdiği, düşüncelerimize özgü şekilde olursa herkese göre farklı görüntüler ortaya çıkar.

Camilerimiz ve mescitlerimizde kilise havası verecek şekile dönüşür. Mevlüt’ler orkestralarla……… haline döner.

Öyleyse ey millet, ey diyanet ve ey müftüler camilerimizi ve mescitlerimizi kiliseye çevirmeyin.

Diyanet işleri 15 Temmuz sonrası bu projeye karşı önlemler aldı ve bayağı camileri temizledi.

Ancak son günlerde yine bu sinsi projenin kripto imam ve müezzinler vasıtası ile uygulanmasının hızlandığı görülüyor.

İslam alimlerinin bildirdiği Hadis-i Şerif’te derki,
“Benden sonra Müslümanlar arasında çok ayrılık olacaktır. O zamanda yaşayanlar benim yoluma ve Hulefa-i Raşidinin (aleyhimürridvan)yoluna yapışsın! Sonradan meydana çıkan, moda şeylerden kaçınsın! Çünkü,dinde yenilik,reform yapmak doğru yoldan çıkmaktır. Benden sonra dinde yapılacak değişikliklerin hepsi dinsizliktir.

Bu Hadis-i Şerif’in bize gösterdiği Hulefa-i Raşidinin(aleyhimürridvanın)yolundan giden;
Diyanetin, Müftülerimizin, din adamlarımızın ve cemaatimizin,

ihlasla hareket edip,
camilerimizin kiliseye benzetilmesine,
imamlarımızın ve müezzinlerimizin orkestralar oluşturup nişan ve düğünlerimizi camilerden düğün salonlarına taşımasına bir an evvel engel olmalarını bekliyoruz.

Abdullah Demir
Abdullah Demirabdullahdemir@imzagazetesi.com.tr

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

“İBADETLERİMİZİ ESHAB-I KİRAM DÖNEMİNDEKİ GİBİ YAPABİLMELİYİZ…” için bir cevap

  1. AvatarMehmet durmuş dedi ki:

    Çok güzel olmuş kalemine saglık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

test