DOLAR

13,4601$%0.14

EURO

15,3872%0.23

GRAM ALTIN

786,85%0,11

ÇEYREK ALTIN

12.598,72%0,15

TAM ALTIN

12.598,72%-0,49

BİTCOİN

570877฿%-1.57019

a
Mehmet Çelik

Mehmet Çelik

06 Ocak 2022 Perşembe

Sayın Cumhurbaşkanım 

Sayın Cumhurbaşkanım 
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Duydum ki kentimize gelecekmişsiniz: Sefa gelirsiniz, hoş gelirsiniz. 

Sizlerin zamanı kıymetlidir ve elbette çok önemlidir, bu nedenle CİMER ‘e yazdığım mektuplara her ne kadar doyurucu cevap alamadıysam da en azından cevap verildi, çözüm oldu mu? Hayır. Bunca işlerinizin arasında bir de oturup vatandaşın sorunlarına bire bir cevap vermeniz hem imkânsız, hem de böyle bir beklenti içinde olmak sizlere büyük haksızlık olurdu. Nelerle mücadele ettiğinizi sizin kadar olmasa da az buçuk tahmin ediyoruz. Beni bağışlayın ama bende; san ki bünyedeki kanserli hücreler henüz tam olarak temizlenmemiş gibi bir algı oluştu, öyle olmasaydı; CİMER’e her yazdığım mevzuya verilen cevaplarda sizin pratik çözümlerinizi de görürdüm, bunu göremediğim için sizlere bu köşeden sesimi duyurmak istedim. 

Sayın Cumhurbaşkanım: “Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır” diye bir deyim var ve bunu bizzat sizden de duydum bu nedenle bu kente yapılan haksızlıkları sizlere bu köşeden duyurmasam kendimi suçlu hissederim, sizlerin hoşgörüsüne sığınarak yazıyorum 

 Bu kentin yeraltında TTK verilerine göre 1 milyar 513 milyon ton taşkömürü olduğu rapor edilmiştir ki doğruya yakın bir rakamdır.  TTK da halen kayıtlı işçi sayısı yaklaşık 7000 kişidir, norm kadrosu 10500 kişidir, özel sektörde de yine yaklaşık 2500 direkt ve dolaylı çalışan vardır, TTK da kişi başı üretim yaklaşık 600 kg dır, özel sektörde bu rakam 2000-2500 kg/ kişi olarak gerçekleşmektedir. 

Bu kentte termik santrallerin toplam kurulu gücü 3000MW ve günlük tüketim miktarları 24 000 ton civarındadır, termik santraller yerli üretim kullanıyorlar ancak, tabir caizse dişlerinin kovuğuna yetmiyor.  

Bu rakamları şu nedenle veriyorum Sayın Cumhurbaşkanım:  

Siz her seferinde bu kente geldiğinizde insanlar sizin ağzınızdan çıkacak mutlu habere odaklanıyorlar ve siz her seferinde insanların beklediği haberi pas geçip, başka şeyler konuşuyorsunuz ve bu da insanları hüsrana uğratıyor,  Siz elbette haklısınız, yüzlerce mühendisin çalıştığı bir kurumda yapılan planlamalar zarar üzerineyse,  bunu kamuoyuna izah etmek tabi ki zordur, sürekli hazinenin desteğiyle ne kadar ayakta tutabilirsiniz ki ve bu durumu ülkenin başka yerlerindeki vatandaşlarınıza nasıl izah edebilirsiniz ki… 

 Peki gerçek bu mu? Değil Sayın Cumhurbaşkanım,  bu hantal sistemde kimi kurumun başına geçirirseniz geçirin yapabileceği fazla bir şey yoktur, yöneticileri yakından tanıyorum ve gerçekten ellerinden geleni yapıyorlar-ha ben emekliyim ve kimseyi süslemek gibi bir derdim de yok- ama ne çalışanın suçu var, ne de yöneticilerin, tek suçlu hantal sistemdir ve her defasında siyasetçiler oy kaygısı yüzünden hamaset yaparak kuruma işçi alacağız diye yalanlar söylediler, kimse sistemi sorgulamadan insanlara yalan söylediler ve sizlerde haklı olarak kurumun bu haliyle ayakta durması zor olduğundan bir çözüm  istediğinizden eminim, bu kurumun yıllarca ekmeğini yemiş olan ben naçizane çözümümü arz edeceğim: Kurum + özel sektör (Norm kadro dahil) Yaklaşık 12 500 çalışan, Her bir işçi günlük 2,5 ton randımanla çalıştığı bir sistemi devreye soktuğumuzda günlük 30 000 ton üretim demektir ki bu da termik santrallerin ihtiyacıdır. Hep sistem diyorum ya sayın Cumhurbaşkanım, çok basit, bu kadar mühendisin çalıştığı bir kurumda İş güvenliğini sağlamak zor değil, bir işçiden  2,5 ton üretim istemek de üretim zorlaması değildir. Özerk bir yönetim belirlendiğinde ve yönetim hedefleri tam olarak uygulandığında asla zor değil, dünyada benzer uygulamaları var. Radikal bir yönetim sistemi oluşturmak da sizin gibi değişim isteyen birisi için hiç zor değil. 

Yazının bir yerinde 1 513 000 000 ton demiştik, Günlük termik santrallerin tüketimi 25 000 ton, 

25 000 ton X 30 gün X 12 ay =9 000 000 ton yıllık tüketim. Bu tüketimin yaklaşık 8 000 000 tonu ithal kömürle karşılanıyor ve döviz olarak ödeniyor, gelen kömürlerin içerik olarak normlara uygunluğuna bakmak gibi bir lüksümüz de yok. 

12 000 işçi X 2,5 ton =30 000 ton günlük üretim, 30 000 ton X 26 gün = 780 000 ton aylık üretim, 780 000 X 12= 9 360 000 ton yıllık üretim, 

1 513 000 000 ton / 9360 000= Yaklaşık 161 yıl yetecek kadar rezerv var demektir.  

Sayın cumhurbaşkanım böyle bir niyetiniz yok ama, varsayalım ki: “  bu kadar yükü kaldıramıyorum ve kurumu gözden çıkardım ve kapatalım gitsin” dediniz, bu mevcut rezerv sonsuza kadar yerin altında kalacak ve bizden sonraki nesillerin bu rezervi alması asla söz konusu olmayacak, zaten bu şekildeki yeraltı işletmeleri kundaktaki çocuk gibidir, azıcık ihmale gelmez ve dönüşü de olmaz. Kıymetli zamanınızı aldığım için affınıza sığınıyorum ama herkesin bir derdi var değirmencinin de su derdi derler bizim derdimiz de Zonguldak ve kömürdür, Saygılar sunarız.  

 

Yazan: Mehmet Çelik

 

Devamını Oku

KAÇAK OCAKLAR 

KAÇAK OCAKLAR 
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

( Eski ama hala güncel  bir yazıdır)

   Cahiliye dönemlerinde zina suçuna karşı taşlanarak öldürme cezasının infazı yapılmak üzere bir kadın infaz alanına getirilmiştir, kalabalık halk etrafını daire şeklinde çevirerek ellerinde taşlarla din adamının vereceği emri kızgınlıkla ve heyecanla beklemektedirler, infaz saati gelmiştir ve uygulanması kaçınılmazdır, yalnız ne olduysa o gün ilk defa infaz görevlisi kadına dönerek son arzusunu sorar-idam mahkûmuna son arzusu geleneği bu efsaneye dayanmaktadır- Kadın öleceğini anlamıştır ama o anda aklına zekice  bir fikir gelir ve “evet son bir sözüm var” der herkes bir anda şok olur. Kadın gayet kendinden emin, sıkı ve ciddi bir şekilde ellerini kaldırarak duasını yapar, ellerini yüzüne sürdükten sonra derki: “Bana ilk taşı hayatında hiç günah işlememiş birisinin atmasını istiyorum, çünkü Allah her şeyi bilir ve görür”… Alandaki kısa bir sessizlikten sonra herkes teker teker ayrılır, bir süre sonra kimse kalmaz ve kadın da taşlanarak ölüm (Recim) cezasından kurtulmuş olur. 

        Hikaye bu, şimdi bunu kaçak ocaklara nasıl bağlayacağımı merak edenleri fazla bekletmeyeceğim. Öncelikle sayın Vali ve sayın Emniyet Müdürü ve Jandarmanın yapmış oldukları çalışmalar arasında  bu tür gayri meşru oluşumlara engel olmak zaten var, çözüm için önemli çabalar sarf ettiklerinden de şüphe duymuyoruz. Çözüm var mı? Elbette var, hiçbir şey çözümsüz değildir, yeter ki yapılacak işlemlerden önce her şey eni-konu araştırılsın, aksi halde çözüm ,çözüm olmaktan çıkar ve istenmeyen sonuçlara sebep olur. 

     Sayın Mülki Amirler  çözüm ararken bir de bunu vatandaşlarına sorsunlar ve desinler ki “ aranızda kimin eli temizse ilk taşı o atsın” … Zonguldak’ ta yaşayıp da kaçak ocaklardan kömür almamış insan ve kuruluş bulamazsınız sayın Amirlerimiz, öyle veya böyle hemen hemen herkesin mutlaka bir yerlerde yolu bu gayri meşru çalışanlarla kesişmiştir, hatta buna kamuyu da ilave edelim. Çok değil doğal gaz gelmeden önce bir çok kamu kuruluşu bu ocaklardan kömürünü alıyordu, fatura da bir türlü uyduruluyordu, belki de sizden önceki amirlerimiz  geçen yıllarda bu ocaklardan çıkan kömürlerle ısındılar kim bilir.  

Böyle bir yazı yazmak yapılan çalışmalara destek amaçlıdır çünkü damdan düşenin halinden damdan düşen anlar, yıllarca bu çalışmalarla mücadele etmiş biri olarak bizim de söyleyeceklerimiz olur diye düşünüyorum, ama düne göre şimdi çözüm daha kolay çünkü mostra ağırlıklı kömürler tükendi, bu bölgede bundan böyle derin ocak madenciliği yapılacağından bir çok saha sahibi bile çalışmayı göze alamayabilirler, kaçak çalışmalarda bir süre sonra kendiliğinden bitecektir, üst kotlarda ekonomik rezervler tükenme noktasındadır. Rezervin bitmesi faaliyetlerin biteceği anlamına gelmesin, bilakis tehlikeli duruma gelmektedir, çünkü kaçak bile olsa ocaklara yapılan yatırımlar bir anda gözden çıkarılacak meblağlar değil, selden kütük kapmaya çalışacaklar ve bu da felaketlere zemin hazırlayacaktır, burada devletimizi yönetenler bir defaya mahsus şefkatini gösterecek ve çalışanlarla oturup konuşacaklar, ocak sahipleriyle konuşacaklar, jandarma ve polisiye tedbirlerle çözüm olmadı. Çözüm bulalım da daha fazla canımız yanmasın diyorsanız oldukça basit: Elinizde araç var, personel var, Allah’a şükür yetki de var, bölge  o kadar karmaşık da değil, benim gibi çözüme katkı yapacak insanlar da varken; kaçak ocaklarda çalışanların listesini çıkaralım, hepsi oldukça kalifiye eleman olduklarını göreceksiniz, bir defaya mahsus yeni bir KHK ile TTK ya yerleştirelim, ondan sonra bu tür çalışmaları yapanların gerçek hırsız oldukları  kesin olacağından; hapse mi atarsınız, ne yaparsanız yapın eti de sizin, kemiği de, ama önce çalışmak zorunda olanları bir ayıklayalım, eğer adamın çalışmaya ihtiyacı varsa bu bölgede başka da iş yoksa, iş bulsa dahi ucunda para alamıyorsa, her türlü cezayı göze alır, yakalanana kadar çalışır, akşama 250 tl sini alır, o günü kurtarır, yarına Allah kerim. 

 

Yazan: Mehmet Çelik

Devamını Oku

KINIK-SOMA’DA (EYNEZ) NE OLDU? 

KINIK-SOMA’DA (EYNEZ) NE OLDU? 
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Bu konuyu yazarak tarihe bir not düşmezsem mesleğime de, meslektaşlarıma da haksızlık olacağını düşünüyorum. 

İki gün önce Kınık-Soma Eynez bölgesinde Faaliyet gösteren bir maden ocağında bir patlama oldu ve 45 kişi çeşitli yerlerinden yaralandı. Net olarak bir facianın eşiğinden dönüldü, yaralılara Allah şifalar versin ve beterinden korusun. 

Basınımız bir olay olduğunda reyting telaşı yüzünden eni-konu araştırmadan “buradan nasıl bir reyting alırım” mantığıyla hareket ettiğinden yapılan haberlerde kamuoyunu ciddi bir şekilde bilgi kirliliğine uğratıyor, evet bu maden ocağında bir patlama oldu ve insanlarımız ölümün eşiğinden döndüler ama işin aslı nasıldı ve gerçekten ne oldu ?  Bunu izah etmeye çalışacağım, şunu diyenler olacaktır:” sana ne üzerine vazifemimdir?”  Evet beni ilgilendiriyor ve üzerime vazifedir şu nedenle ki: Sakarya bölgesi bilirkişisiyim, üç gün önce aynı ocakta eğitim amaçlı bir görevim vardı ve yaklaşık 30 yıllık bir maden mühendisi ve A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanıyım, yetmezse daha da yazarım ama bunları yazarken bile böbürlendiğim kaygısı taşıyorum.  

Bu açıklamalardan sonra olayı bir de benden dinleyin, üç gün önce bu konu ile ilgili bir yazı yazmıştım ve oldukça bir profesyonel bir çalışmadan bahsetmiştim,  ben aynı yerdeyim,  bu ocaklar ve çalışanlar oldukça başarılı insanlar, ben bunu yakından gözlemledim, bu yazıyı da her hangi birilerini aklamak için yazmıyorum, yiğidi öldürün ama hakkını da verin derler o misal. 

Ocakların bulunduğu bölgede eğitim amaçlı bulunduğum yakın zamanda şirket yöneticileri ve iş yerini yakından tanıma fırsatım oldu, şirketin yer üstü tesisleri oldukça moderndi, hele bir kuyu ve emici sistemleri vardı ki oldukça mükemmeldi, çalışanlardaki KKD kullanımı ve bu konudaki eğitimlerine yakından şahit oldum. Yeraltına gelince: ocağa girmedim ama yöneticilerin bizlere vermiş olduğu bilgiler doğrultusunda bilgi sahibi oldum, keşke ocakları da görseydim, ilk fırsatta gideceğim ve olay bölgesini de göreceğim, edindiğim izlenim: oldukça emniyetli bir yeraltı çalışması olduğu yönündedir. Peki bu patlama neden oldu? 

Tüm iş kazalarının % 98 i önlenebilir, %2 kaçınılmazdır. Bunu not edelim. 

Eynez bölgesinde oluşan kömür damarlarının 8-10 hatta 15 m kalınlığında olduğunu, bu nedenle katlı çalışmalar yapıldığını, artık kazı işleminin tam mekanize kazı makineleri ile yapıldığını biliyorduk,  yetkililer tarafından bir kez daha detaylı bilgilendirildik. Bu tip katlı  çalışmalarda panonun ilk katı alınıyorsa mekanize kazı araçları kendini öteleyecek şekilde kazı yaptığında açmış olduğu boşluk kadar kendini öteler ve ayak arkası makinenin ilerlemesinden sonra göçer, bu işlem pano sonuna kadar devem eder, oldukça basit yazıyorum herkesin anlayacağı bir dil kullanıyorum. 

Bölgedeki jeolojik yapı: Kalker-Marn- Killi Kumtaşı-kömür-kristalize kalker gibi bir istiften bahsettiler. 

Makine bir have ilerlediğinde çokda sağlam olmayan tavan taşı oldukça kolay göçmekte, ender de olsa göçmeyen kısımlar olduğunda da dolgu malzemesi kullanarak ani göçmelerin ve hava sıkışmaların önüne geçildiğini söylediler ki bu yapılan işlemler sürekli kontrol edilerek raporlama yapıldığını ve birkaç yerden denetlendiğini -ben şahsım adına konuşuyorum-gördüm. 

  1. Ayak arkasında göçüğe terk edilmiş kısımlar kolayca göçen, kırılan jeolojik formasyondur, 
  2. Ocaklar oldukça güçlü emiciler tarafından vakum şeklinde emilerek kuyudan inen temiz hava ocağın tümünü dolaşarak dışarı atılmaktadır, 
  3. Oluşan patlama metan patlaması değildir, Allah korusun hacminin üç bin katı genişleyen bir infilak olsaydı dilim varmıyor demeye ama ocağın dışında bile can kaybı olabilirdi, 
  4. Ocaklarda toz olmadığından bu olay sonucu bir Kozlu faciası yaşanmadı, 
  5. Ayak arkasında ana tavanın düşmesi sonucu ortaya çıkan ses patlama algısı yarattı, sıkışan  hava, boşluğun en zayıf noktasına hücum etti ve şok dalgasının fırlattığı parçalar insanların yaralanmasına neden oldu, ayak arkasındaki oksijensiz ortam sıkışmanın etkisiyle insanların çalıştığı ortamdaki oksijen miktarını düşürdü ve çalışanlar oksijensiz kaldılar, emicilerin güçlü olması sonucu ortamdaki oksijen kısa sürede tamamlandığından çalışanlar kısa bir süre havasız bir ortamda kaldıkları kadar etkilendiler ve biraz da Allah korudu can kaybımız olmadı. 

Şimdi buradan çıkan sonuç: Bana göre dünya istatistiklerindeki %2 lik Kısıma girdiği yönündedir. Dediğim gibi ben olaya bir bilirkişi gözüyle bakmaya çalıştım, kimseyi aklamak gibi bir amacım yok ,hem ben mahkeme değilim ama her olaydan objektif sonuçlar çıkarmak bir sonraki olayları önler diye yazıyorum. 

 

Yazan: Mehmet Çelik

Devamını Oku

AYININ BİLDİĞİ ON FIKRA

AYININ BİLDİĞİ ON FIKRA
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Peşinen söylüyorum; ne on fıkra anlatacağım, ne de ayı fıkra biliyor. Derler ki: “Ayı on fıkra bilirmiş, dokuzu armut üzerine, geriye kalan bir fıkra da; bulursa bal üzerine olurmuş. Öyle bir deyim var.  

Şu anda Manisa Soma’dan yazıyorum, keşke ne buraya gelseydim, ne de bu durumları yerinde görseydim, birincisi buradaki kamu ve özel sektör oldukça profesyonel çalışıyor, Zonguldak’ta bir özel sektör çalışanı olarak ben de; ilkel ve kaçak ocakta çalışıyormuşum algısı yarattı. Buradaki çalışmalar bize göre çok ilerde, sevinilecek bir yanı var yöneticilerin büyük bir çoğunluğu Zonguldaklı, yani bu kent bir nevi beyin ihraç etmiş diyebiliriz, o kadar ki buradaki yönetici dostlarımız bizlere bir dakikalarını bile ayıramadılar, anlayışla karşıladık tabi. 

İkicisi ise: oldukça acı ve dramatik, neden mi? Burası Zonguldak’ın son dönemdeki “lale “devrini çağrıştırıyor, bizde de çöküş böyle başlamıştı dün gibi hatırlarım, bir fakla ki: Burada devlet üretimden çekilmiş ve sadece kirasını almaya bakıyor, ancak Soma’daki çöküş birden bire olur, bizim gibi ölüme terk edilmez, özel sektör zarar ettiğini hissettiğinde  kapısına kilidi vurur karşıya geçer, ama şunu görmemek için kör olmak lazım: Burada kazanılan servet başka yerlerde yatırıma dönüştüğü için –Allah korusun- her hangi bir batışta en büyük acıları Soma halkı ve çalışanlar yaşar.  

Dönelim kendi iç meselemize: Ya Allah’ını seven veya bu kenti seven kim varsa siyaseti bırakalım bir kenara, bu kent için yapılacak ne varsa,  herkes değil elini taşın altına koymak,  kellesini koysun, bizim Soma gibi başka sektörlerden bir beklentimiz de yok kazancımız da yok, turizm, hayvancılık, zeytincilik, orman ürünleri, sanayi tesisleri gibi istihdam alanlarımız tatmin edici değil, deve hendeği atlayana kadar söyleyeceğim, ta ki birisi çıkıp da :” hamaset yapıyorsun, senin bir b.ka aklın ermiyor, bu kurumun kapanması gerekir, artık bu kurum bu ülkeye yük, bırakalım kömür üretimini de ocaklarda mantar üretelim veya denizlerinde somon üretelim, işçileri de evlerine yollayalım, maaşlarını da hesaplarına yatıralım daha az zarar ederiz vs.” diyorsanız mesele yok. Ama elini vicdanına koyacak; siyasetçi, sendikacı, bürokrat, STK gibi örgütler lütfen beni bir dinleyin ne kaybedersiniz? Bu sayfadan avazım çıktığı kadar haykıracağım, sevgili İmza gazetemin yöneticilerine ricamdır bu sesim için son volümü kullanın:” Bu kurum zarar etmiyor, kar edecek potansiyeli henüz var, henüz iş bitmiş değil ve bu kuruma bu ülkenin hala çok ihtiyacı var, en basit örneğini dövizin dalgalanmasında gördük elin oğlu hemen akışı durdurdu neden? Çünkü seni kendine bağladı ve mahkûm etti, dolar 50 lira da olsa almak zorundasın 

Acısını bu halktan çıkarırsın ucu da yine ecnebiye değil bu vatanın çilekeş insanına batar nasıl olsa, elin oğlunun ruhu duymaz. Tekrar ediyorum : Sistem değişikliğiyle TTK bu koşullarda katma değer yaratacak durumdadır, bir farkla ki : yeni bir sistem değişikliğinde bazı asalakların menfaati suya düşecektir, bunların içinde siyasetçi var, sendikacı var veya yönetici var ama işçi yoktur, bu kötü gidişatta işçinin en ufak bir kusuru yoktur. Nokta  

Bir fıkrayı hakkettiniz: . Hükümet TTK nın norm kadrosunu 14500 den 10 000 e düşürdüğünde sendikanın resmi açıklaması çok şiddetli oldu: “Hiç hoş olmadı!” 

Devamını Oku

ZONGULDAK’IN VİCDANI 

ZONGULDAK’IN VİCDANI 
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dün bir gazetede böyle bir başlık vardı ve devamında: “ Zonguldak’ın Vicdanı Maden Mühendisleridir” diye de devam ediyordu. Bir mühendis olarak buradan bir çıkar sağlamaya çalışmayacağım, bu kentin ekmeğini yemiş, suyunu içmiş, başka kazanımları olmuş; ister mühendis olsun, ister maden işçisi olsun,  eğer biraz vicdanını dinlese sorun yok, ama ne hikmetse bu kentin havasından mıdır, suyundan mıdır bilinmez burada bir şeyler kazanan kim olursa olsun mutlaka bu kentin dışında da bir yatırımı vardır ve hedefinde bu kentte kazanıp, hayatlarını başka yerlerde sürdürmeyi bir gelenek haline getirenler yüzünden umutlarımız da hasar gördü, ezelinden beri bu böyle, kısacası bu kentte yaşayanlarda bir türlü aidiyet duygusu gelişmedi, herkesin eli kentin cebinde, gözü hep dışarıda. 

Bu kentin vicdanı kimse değildir, herkestir, bu kentte yaşayan her kim olursa olsun eğer bu kentte yaşamayı ve ölmeyi hedeflemişse isterse uzayda doğmuş bu kentte yaşamaya karar vermiş olsun bence en Zonguldaklıdan daha Zonguldaklıdır. 

 Yaza yaza dilimiz yoruldu bu kentin en hayırsızı; bu kentte doğmuş ve maddi manevi ne kadar kazanımı varsa bu kentin dışına aktarmış,  siyasetçidir, sendikacıdır, esnaftır, bürokrattır. Düşmanı dışarda arayalım, düşman kelimesi biraz ağır kaçmış olabilir ama bu kentin ekmeğini yiyenlerin bu kente hayırsızlıkları için başka tarif de bulamadım.  

Şunda herkes hata yapıyor: Bu kentte yaşayan ve bu kentte ölmeye kara vermiş ama bir türlü geldiği yeri unutmayan, her davranışında memleket havası estirenlerin davranışları biraz aidiyet duygusuna zarar veriyor gibi görünse de özünde kent için bir eksi değil bence artıdır, örneğin cep telefonlarının son dört rakamı genellikle 6167 veya 6761, araçlarına plaka alırken de 075,028 gibi rakamlar alarak hem bu kentte yaşıyor hem de memleket özlemi duyuyor olması gibi bir durum ortaya çıkıyor ve bu durumu da kendilerini doğma-büyüme Zonguldaklı gören bir gurup, başka yönlere çekerek önyargı ile hareket ediyorlar. 

Hiçbir kesim elini vicdanına koyup düşünmeden gözü kara bir şekilde kör bıçağıyla karşı tarafa saldırıyor ve sonuçta herkes kentle birlikte kaybediyor, hemen yanı başımızda; Düzce, Karabük, Bartın marka olma peşinde koşarlarken biz hala şeytanın cinsiyetiyle uğraşıyoruz, bu kentte taş üstüne taş koyan dediğim gibi uzaylı bile olsa bu kentin hayırsız milletvekilinden daha çok Zonguldaklıdır ve daha çok vicdan sahibidir, başımızın üstünde yeri vardır.

İstanbul’un hiçbir belediye başkanı İstanbullu değildi, Ankara da öyle, bırakın ülkemizi ABD eski Başkanı Hüseyin Barak Obama ABD li değildi, Londra Belediye Başkanı Bir Hintlidir, örnek çok ama bir türlü ortak akıl ile hareket edemiyoruz ve asgari müşterekte buluşamıyoruz. Gazetenin attığı “vicdan” başlığı bu yazıyla alakalı değil ama bu konuda dertli olduğumdan bu şekilde işlemek zorunda kaldım çünkü epeydir bu kent bizlere bakıp bakıp vicdan azabı çekiyor, epeydir  bu kentteki vicdansızlar el üstünde tutuluyor ve görevleri bitti mi arkasına bakmadan çekip gidiyorlar, geriye kalan bizler de peşlerinden ağıtlar yakıyoruz, elimizdekilerin değerini bilmeden. 

 

Yazan: Mehmet Çelik

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Bahis Siteleri Bahis Forum