a
Ahmet Baysan

Ahmet Baysan

20 Eylül 2021 Pazartesi

BEYTÜLMÂL VE KIRSAL KAFALAR…!

BEYTÜLMÂL VE KIRSAL KAFALAR…!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

    Kelime anlamı ‘’mal evi’’olan Beytülmâl ,İslam devletinde devletin hazinesi, devletin parasını toplayıp, devlet işlerine sarf eden kurum olarak görülmektedir.

  Günümüz Türkiye’sinde ise bunu karşılığı, Hazine ve Maliye Bakanlığıdır. Devletin malı, devletin parasıdır. 83 Milyon Türkiye insanı için, çeşitli yerlerden, kanunlar çerçevesinde toplanan, elde edilen gelirlerdir. Kanunlar çerçevesinde devlet yetkililerince, kendilerine verilen yetki kadar, devletin işleri ve millet için kullanılan, milyar dolarlarla konuşulan, bu büyük mal ve paranın, samimi inananlar açısından, bir o kadarda büyük mesuliyeti ve sorumluluğu vardır. Bu mal ve parada, 83 milyonun her ferdinin hakkı bulunduğu unutulmamalıdır.

  İslam devletinin başlarında, Hazreti Ebu Bekir den sonra Halife olan Hazret-i Ömer vefat etmişti, vefatından bir sene sonra oğlu Abdullah onu rüyada gördü. Sabahleyin Resulullahın mescidi şeriflerine vardı. Seslenip dedi ki, ey sahabeler, toplanın. Babamın selamını size getirdim. Hepsi toplandılar. Orada Abdullah dedi ki: Dün gece babamı rüyada gördüm. Babam ahirete irtihal edeli bir sene oldu. Babamı rüyada göreyim diye bir sene, Resulullaha salevat getirirdim. Fakat, göremezdim. Dün gece gördüm. Babamın yüzü sararmış çok yorgun vaziyette idi . Dedim ki, babacığım bu ne hâldir. Çok yorgun ve bitkinsiniz. Dedi ki, ey oğul, ben  Halife iken Beytümâl in develerinden birinin yuları eskimiş takılacak hali kalmamıştı, o yuları attım yerine kendi paramla yeni yular alıp takmıştım, Cenab-ı Rabbil âleminden azarlayıcı hitap geldi ki, niçin o yuları attın. Müslümanların malını zayi ettin. Bir senedir o eski yuların hesabını veriyorum, halim bundandır, şimdi kurtuldum.

    İşte bu şekildeki hakiki iman sahipleri, devleti yönettiği müddetçe İslam devletlerinde yükselme ve adalet hüküm sürdü. Daha sonraları, son asırlarda, din ve devlet düşmanlarının sinsi oyunları ile, ilim den noksan, cahil ve kırsal kafa ve zihniyet sahipleri devletin önemli kademelerinde göreve getirildi. Hal böyle olunca da, devlet malını korumak, parasını zayi etmemek, hak, hukuk, kural, kaide, kul hakkı unutuldu. Dolayısı ile  ortaya çıkan, yolsuzluk, rüşvet, adam kayırma, kanunsuzluk, hukuk tanımazlıklar, milletimizi derinden yormaya başladı.

   Burada, özellikle devletimizin kadrolarında ve devlet idaresinde görev yapan dürüst, namuslu, İman ve inanç sahibi, devletin malını ve parasını, kendi canından, kendi malından ve parasından aziz bilip, Allah korkusu ile koruyan, kollayan, samimi bürokrat ,memur ve devlet görevlilerini ve devlet adamlarını tenzih ederim.

   Kırsal kafalar veya zihniyet nedir? Kırsal kafalar veya zihniyet, ilim, adap, edep, görmemiş, İmanı ve ameli taklide dayalı veya hiç olmayan, dini ölçülerden yoksun, her sakallıyı, sarıklıyı veya dinden, imandan bahsedeni, âlim sanarak peşine takılan, yolunu şaşıran, vatan ve millet sevgisi olmayan, aklı nefsinin peşinde olan kafadır. Daha ne kadar menfilik varsa, bu zihniyet ve kafa için saysak yeridir.

    Siz bu kafalardan birini, beytülmâl, yani, devlet hazinesinden harcama yetkisi olan bir kurumum başına getirdiğinizde, vay o kurumun ve o paraların haline. Bu kafalar her türlü yolsuzluğu ve usulsüzlüğü meşru görüp, kılıfına uydurarak, keme faresi gibi, o kurumun bütçesini dibinden tırtıklamaya başlar. Etrafındaki yetki sahiplerinden, zihniyeti benzer olanları da menfaatlendirip, kendisine mahkûm eder. Kendisine rüşvet verecekler ve vermeye hazır olanlar ile rüşvet ve irtikâp çarkını çevirmeye başlar.

  Rüşvet, irtikap ve hukuk tanımazlık, bugün toplumumuzun genel olarak ,en çok rahatsız olduğu konulardır. Bu olumsuzlukların başında, liyakatsizlik ve ciddi manada denetimsizlik gelmektedir. Devlet ihale kanunları yeniden gözden geçirilip, açıklar kapatılmalıdır. Her kurumun denetimleri ile, ihale ve harcamaların denetimi, suiistimale fırsat vermeyecek hale getirilmeli, suç ve  usulsüzlüklere verilecek ceza ve müeyyideler ağırlaştırılmalıdır.

   Yazılacak çok şey var ama, özet olarak, bu memlekette, gayri meşruluklara ve  yanlışlara engel olmak isteniyorsa, en önemlisi, en önemlisi, KIRSAL KAFALARA DİKKAT.! 

 

YAZAN: AHMET BAYSAN

Devamını Oku

TELEFERİK NE OLACAK, FESİH Mİ VAR ?

TELEFERİK NE OLACAK, FESİH Mİ VAR ?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

   Önceki dönem Belediye Başkanı Tahsin Babaş’ın vizyon ponjelerinden biri idi. Şehrin yüksek noktaları, tarihi Kastamonu Saat kulesinin bulunduğu tepeden, İnci tepesi bölgesi, Kırk odalı mevkii arasında, kuş uçuşu 1033 metre mesafeyi kat edecek,6 kişilik gondol kabinlerle, günlük 3 bin kişiyi taşıyacak, insanların, şehri panoramik olarak yüksekten izleyebileceği, turizm maksatlı, aynı zamanda istihdama yönelik gelir getirici bir proje idi.

   Saat kulesinden teleferiğe binen vatandaşlar, inci tepesi bölgesine indiğinde, ATV araçları ile isterlerse, tepe üzerinde bulunan Seyrangah’a çıkabileceklerdi. Proje sebebiyle, gerekli kamulaştırmalar yapıldı. 2017 de temeli atılan işin 8 ay da bitirilmesi öngörülüyordu. Projenin %90’lık kısmı Tahsin Babaş döneminde bitirildi. Ne var ki 2019 mahalli seçimlerinde, kendisini garanti gören Tahsin Babaş, büyük bir farkla seçimi kaybetti. Yanlıştır, doğrudur, iftiradır her ne ise, çıkan şaibeler, Tahsin Babaş’ın kaybetmesine sebep oldu. Bir siyasetçinin dikkat etmesi gereken en önemli şey, şaibeye sebep olacak iş yapmamak, davranışta bulunmamak olmalıdır.

WhatsApp Image 2021 09 13 at 15.31.15

  Yapılan mahalli seçimlerde, siyasi bir tecrübesi olmayan, hiç aklında yok iken, sürpriz olarak(sayın Başkan’ın kendi ifadesidir) MHP’den aday yapılan Op.Dr. Galip Vidinlioğlu  seçimi kazandı.

   Seçim öncesi Teleferiğe karşı olduğunu dile getiren Vidinlioğlu, daha sonra, sanırım gelen tepkiler üzerine, Telefirik konusunu halka soracağını dile getirdi. Başkan olarak ilk açıklamalarını yapan Vidinlioğlu, Nisan 2019’da, “Teleferik projesiyle ilgili düşüncülerimi seçim sürecinde dile getirdim. Başlanmış bir iş. Henüz bitme aşamasında değil. Fakat sona gelindi. Bu konuda benim verilmiş bir sözüm var. Halka soracağımı söyledim. Teleferiğe karar vermesi gerekenler şehrimizde yaşayan insanlar” dedi.

    Başkan Vidinlioğlu, Mayıs 2020 de yaptığı bir açıklamada, ‘’Teleferik şehrin iki yakasına saplanmış bir hançerdir’’, diyerek kendisine göre izahlarla teleferik karşıtlığını ortaya koydu.

  Vidinlioğlu, Nisan 2021 yaptığı bir başka açıklamada ise, teleferik konusunun uzamasından rahatsız olduğunu belirterek “Teleferiği mecbur olduğumuz için tamamlayacağız. Çünkü kamu zararı oluşacak. Bu sebeple tamamlamak durumundayız” demişti.

  Buraya kadar, yapımı, adeta yılan hikâyesine dönen, bir türlü tamamlanamayan, tüm Kastamonuluların, neticesini merakla beklediği teleferik in, kısa siyasi hikâyesini anlattım, şimdi son olarak aldığım duyumlara göre, teleferik projesinin, yüklenici firma ile olan yapım sözleşmesi karşılıklı olarak fesih edilmiş veya edilecekmiş.

  Konuyu resmi olarak sormadım, çünkü geçtiğimiz günlerde, yine Kastamonu kamuoyunu ilgilendiren, çok önemli bir konu üzerine, Belediye Başkanlığına, dilekçe ile sorduğum bir soru üzerine ‘’kişisel verilerin korunması kanunu ‘’ sebebiyle, tarafıma cevap verilemeyeceği bildirildi.

   İki gün önce sosyal medyada teleferik konusunu köşemde yazacağımı duyurup, takipçilerin görüşlerini istemiştim. Tarafıma bir çok soru ve görüş geldi,  özetlersek, Kastamonulular, sayın Başkan Galip Vidinlioğlun dan  şu soruların cevabını özellikle bekliyor.1-  %90 ı bitirilmiş proje sözleşmesi fesih edildi mi, edilmedi mi ?,2-Fesih edildi ise neden?, 3- Teleferiği halk a soracağınızı söylemiştiniz neden sormadınız? ,4- % 90 ı bitmiş, o kadar para harcanmış bir proje iptal edilirse bu kadar yatırıma yazık değil mi, bunun vebali kime olur?     5- Teleferiği yapacak mısınız yapmayacak mısınız? Yapmadığınız takdirde, dikilmiş direkler ve tepelerdeki sistemler sökülecek mi?

  Sayın Başkan, umarım , Kastamonu kamuoyunun bu sorularına açık ve aydınlatıcı cevaplar verecektir.

   Siyasetçi başarılı olmak istiyorsa kırk düşünüp bir konuşacak,  açık, net ve şeffaf olacak, şaibeye fırsat vermeyecek. Üstü kapalı ve şeffaf olmayan, sürüncemeye bırakılan  ve açıklanmayan işler, şaibeye sebep olur. Bu gün iktidarın da sıkıntı çektiği en önemli husus budur. Bizden söylemesi.   

 

Yazan: Ahmet Baysan

Devamını Oku

RÜŞVETİN DİNİMİZDEKİ DURUMU…

RÜŞVETİN DİNİMİZDEKİ DURUMU…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Değerli okuyucular, pandemi, yangınlar, seller Milletimizi derinden yaralarken, bir virüs gibi yayılmış olan, rüşvet, irtikap ve yolsuzluk konuları da, gündemdeki yerini, ön sıralarda korumaya devam ediyor.

   Asırlardır, toplumları rahatsız eden, insanları ayrıştıran, sınıf farklılıkları meydana getiren, devlete ve adalete olan güveni sarsan bu çirkin fiillerin dini yönüne kısaca değineceğim.

   Dinimiz, gasp edilmiş malı ve zulüm, hırsızlık ile alınan, rüşvet, faiz, kumar ücretleri ve diğer hıyanet yollarından biri ile ele geçen kazancın yenilmesini ve başkalarına yedirilmesini yasak etmiştir. Kur’an-ı kerimde mealen buyruluyor ki:
(Birbirinizin mallarını, aranızda [kumar, sahtekârlık, hırsızlık, gasp, rüşvet gibi] bâtıl sebeplerle yemeyin!) [Bekara 188]
   Haksızı haklı, yanlışı doğru, kötüyü iyi, liyakatsizi liyakatli göstermek için bir kimseden para, mal almak rüşvettir. Böyle gayrı meşru hareket için, para, mal verilmesine vasıta olmamalıdır! Çünkü hadis-i şeriflerde buyruldu ki:
(Rüşvet alana, verene ve bunlar arasında rüşvete vasıta olana da Allah lanet etsin.) [Hakim]
(Rüşvet alan da, veren de Cehennemdedir.) [Taberani]
   Kızın babasının veya akrabasının, kızı vermeye razı olmaları için damattan istedikleri para veya mal rüşvet olur.
  Ayakbastı parası almak da rüşvettir, haramdır.
Layık olmayan kişileri işe almak için rüşvet istemek, ülke idaresini ehliyetsiz ellere terk etmek demektir. Bu da bir milletin yıkılmasına sebep olur.
Bir öğretmenin, kabiliyetsiz bir talebeyi rüşvetle geçirmesi de, layık olmayan kalitesiz, kimselerin iş başına geçmesine vesile olur.
  Alt sırada olan bir evrakı, rüşvetle üste çıkarıp hemen muamelesini yapmak, diğer sırası gelen insanların haklarına tecavüzdür, zulümdür.
 Bir doktorun rüşvet alarak sağlam memura rapor vermesi, düzenin bozulmasının, ülkenin yıkılmasının sebeplerindendir.
 Belediyelerce, kanunsuz binalara ruhsat vermek veya ruhsatsız yapılara rüşvet alarak göz yummak veya daha başka şekilde rüşvet almak vazifeye ihanettir.
  Dinsiz bir kimse, Allah’tan korkmadığı için, kanunun görmediği yerlerde her rezaleti işleyebilir. Fakat bir Müslüman, Allahü teâlânın her zaman kendini gördüğünü bildiği için, rüşvete karışmaz ve diğer günahları işlemez. Eğer Müslüman bir kimse, rüşvet gibi kirli işlere karışmışsa, Allah’tan korkmadığı veya az korktuğu anlaşılabilir. Bunun için Müslüman bir kimsenin rüşvet alması, sadece kendini günaha sokmakla kalmaz, aynı zamanda İslamiyet’e de ihanettir. Neticede, rüşvet bir milleti manen ve maddeten çökerten bir illettir. İlgililere yardımcı olmak, her ferdin vazifesidir.
  Dinen büyük günah olup, bir milletin felaketine sebep olan rüşveti kaldırmak, ancak İslam ahlakına sahip olmakla mümkündür. Çünkü ahlaklı bir Müslüman haksızlık etmediği gibi, haksızlığa da razı olmaz. Müslüman da Allah korkusu bulunduğu için, rüşvete vasıta bile olmaktan, aslandan, yılandan kaçar gibi kaçar. Bu bakımdan çocuklarımızı, gençlerimizi ahlaklı yetiştirmek, millet olarak başta gelen vazifelerimizden biridir.
    Devlet memurlarının vazifelerini yaparken, vazife yaptığı kişilerden hediye almaları da doğru değildir. Hazret-i Ömer, devlet başkanı iken, hanımı ile bir köye gider. Köylü kadınlar hanımına çeşitli hediye verirler. Eve geldikleri zaman, Hazret-i Ömer, hanımına, (Bunları nereden aldın?) diye sorar. Hanımı da, (Köylü kadınlar hediye etti) der.
  Hazret-i Ömer, (Ben halife olmasaydım, sana bu hediyeler verilmezdi. Ben halife değilken sana niçin hediye vermiyorlardı) diyerek, verilen hediyeleri beyt-ül-mala verir.
   Rüşvet, haksız kazanç yollarından biridir. Bütün dinlerde günahtır. Devletlerin ceza kanunlarında, devlet idaresine karşı işlenen bir amme [kamu] suçu kabul edilmiştir.
   Rüşvetin yaygınlaşması kıyamet alametlerindendir. Hadis-i şerifte buyruldu ki:
(Öyle bir zaman gelecek, rüşvet, hediye adı altında alınıp verilecek, ibret olsun diye, gözdağı vermek için suçsuz kimseler öldürülecektir.) [İ.Gazali](Dinimiz İslam.com)

  Toplumun, huzuru, için, dinen haram, kanunen suç olan, bu fiilleri işleyenler, kimliği ve mevkii ne olursa olsun kanun önünde hak ettiği cezayı almalıdır.

 

Yazan: Ahmet Baysan

Devamını Oku

ŞAİBELİ ARSAYA YAPILAN AVM AÇILDI…

ŞAİBELİ ARSAYA YAPILAN AVM AÇILDI…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kastamonu kamuoyunda ve siyaset arenasında Kastamonu Belediyesinin zarara uğratıldığı gerekçesi ile hala tartışma konusu olan arsaya yapılan, Kasta Mall AVM geçtiğimiz Cuma günü törenle açıldı.

  Açılışa, Kastamonu siyasetine mensup iktidar ve muhalefet kanadından hiçbir siyasetçi ile STK temsilcisi katılmadı. Açılış kurdelesi, ilgili şirket sahipleri ile İyi Parti Samsun Milletvekili ve Kastamonu Belediye Başkan yardımcısı tarafından kesildi, diğer davetli ve misafirlerde açılışa katıldı.

WhatsApp Image 2021 08 31 at 11.07.07

   Şaibeye konu olan arsa, mülkiyeti Kastamonu Belediyesinde iken, 2015 yılında ihale yolu ile 5 milyon 450 bin TL ye en az dört yıldızlı otel yapılması şartı ile imar emsal 3 olarak belirtilip satışı yapılmış, daha sonra, arsanın yanında bulunan Cami yıkılarak, mevcut iki arsa daha, 2016 yılında, önceki arsanın imar şartları ile 1 milyon 610 bin TL ye satılıp, arsalar birleştirilerek 9522 metrekare arsa meydana getirilmiş.

    İddia o ki, dönemin Belediye Başkanı Tahsin Babaş tarafından, arsa satışları sonrası kamuoyu ile paylaşılan proje ile şimdi ki proje arasında büyük farklılıklar bulunduğu, emsal 3 e göre en fazla  28bin 566 metrekare inşaat yapılması gerekirken, şimdiki projede inşaat alanının 77 bin metre kare olduğu, satış şartlarında belirtilen emsal 3 oranına göre 77 bin metrekare inşaat yapılamayacağı konuşuluyor. Ayrıca ilk arsa satılırken caminin yıkılıp iki arsanın daha birleştirileceği açıklansa idi, ihaleye daha çok yatırımcı katılacağı, arsalar daha yüksek rakamlara satılabileceği, bu sebeple Belediyenin ve kamunun zarara uğratıldığı iddia ediliyor. Şu anda yapımı biten projede 20 katlı 130 oda ve 250 yataklı 5 yıldızlı bir otel, 15 bin metrekare alana sahip farklı büyüklükte 62 mağazalı bir AVM ve AVM üzerinde 18 katlı, yaklaşık 135 daireden oluşan bir rezidans bulunuyor. Projenin 260 milyon TL civarında olduğu söyleniyor. Kastamonu’nun en yüksek ve çok katlı binaları olan KastaMall rezidans, otel ve avm projesi, Kastamonu’nun tarihi dokusunu ve siluetini bozması bakımından da eleştirilere sebep oluyor.

   Son mahalli seçimlerde MHP adayı olan ve seçim öncesinde konu ile ilgili açıklamalarda bulunan şu anki  Belediye Başkanı Galip Vidinlioğlu, o gün, arsaların birleştirilerek inşaat alanına çevrildiğini, üç arsanın toplamda 8 trilyon (milyon) liraya satıldığını, Tahsin Babaş’ın , KastaMall’ın ederi 120 trilyon (milyon) lira diye gazetelere beyanat verdiğini söylemişti. Vidinlioğlu, yüzde 40 la müteahhide verilse arsanın 48 milyon lira edeceğini, Kastamonu halkının 40 milyon lira kaybı olduğunu ifade ederek Tahsin Babaş’ın bunu açıklamasını istemişti.

  Seçimi kazanarak Belediye Başkanı olan Galip Vidinlioğlu’na, geçtiğimiz aylarda, Belediye Meclis toplantısında, CHP meclis gurubu tarafından, iddiaların araştırılması için bir komisyon kurulması önergesi  verildi, önergeyi  önce oylamaya sunan Başkan Galip Vidinlioğlu, sonra oylamaya itiraz eden bazı Ak Partili ve MHP’li üyelerin itirazı üzerine oylamadan vazgeçip önergeyi yazılı istedi. Önerge yazılı olarak Belediye Başkanlığına verilmiş. Netice ne oldu bilmiyorum. Bildiğim şu ki, KastaMall projesi ile alakalı, şaibe ve dedikodular artarak devam ediyor. En küçük bir iş yerinin açılışa katılan, Vekiller, Belediye Başkanları, Siyasi Partilerin İl başkanları, STK Başkanları böylesine büyük bir iş yeri açılışında ortalıkta gözükmediler. Bu da durumun vahametini gösteriyor.

  Makam itibarı ile Belediye Başkanı Sayın Galip Vidinlioğlu, şu anda seçimler öncesi, Tahsin Babaş’a sorduğu sorunun direkt muhatabıdır, arsa ve proje ile ilgili bütün bilgiler elindedir. Seçimlerde yaptığı vaatler çerçevesinde, bir usulsüzlük varsa bunu kamuoyuna açıklaması gerekir. Burada İhale şartlarına ve emsal 3 e göre bir imar yapılmış mı? Yapılmamış mı? Kastamonu halkının 40 milyon TL veya daha çok veya daha az bir kaybı, var mı? Yok mu? MHP seçmeni dahil, Kastamonu kamuoyu şimdi bu soruların cevabını bekliyor.  

 

Yazan: Ahmet Baysan

  

      

 

Devamını Oku

KASTAMONU KAN AĞLIYOR…

KASTAMONU KAN AĞLIYOR…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

  Geçtiğimiz Çarşamba günü Batı Karadeniz in kuzeyine yağan ve hiç beklenmeyen aşırı yağışlar, yüz yıldır görülmemiş sel felaketlerine sebep oldu.   

En başta Kastamonu -Bozkurt, İnebolu / özlüce, Azdavay, Pınarbaşı, Küre, Şenpazar, İlçe merkezleri ve köyleri, Devrekâni köyleri, Sinop-Ayancık, Bartın, ölümler ve kayıplarla derinden sarsıldı.

   AFAD ın son verilerine göre bu gün itibarı ile Kastamonu’da 62,Sinop ta 15,Bartın’da 1 olmak üzere can kaybı 78 olarak bildirildi. Maddi zarar şu anda kesin olarak bilinmiyor.

    Bozkurt ta yaşanan felaket, beklide son yüz yılda ilk defa görülüyor. Kastamonu adeta kan ağlıyor. İlk başta haber kanallarınca fazla algılanamayan dehşet verici felaket, daha sonra tüm ulusal televizyon kanalların ve birçok yabancı kanalın ilk verdiği haberler arasına girdi.

  Devletimiz tüm kurumları ile ve 81 ilden milletimiz, ilk günden itibaren var gücü ile bu görülmemiş felaketin yaralarını sarmak için çalışıyor.

   Tüm Türkiye, televizyon haberleri ve sosyal medyadan durumun vahametini takip edip bildiği için fazla detaya girmeyeceğim. Üzerinde durmak istediğimiz konu şu. Bozkurt ta yıkılan binalardan birinin müteahhidi, İnebolu Cumhuriyet Savcılığının başlattığı soruşturmaya istinaden İstanbul da tutuklanarak İnebolu’ya getirildi. Müteahhit inşaatı yapan son nokta. Bir suç varsa cezasını çekecektir. Lakin coğrafi olarak 400 metre genişliği olduğu konuşulan bu dere yatağının, bu son nokta müteahhide gelinceye kadar, şehir plancısı, imara açan Belediye Başkanı ve Belediye Meclisi, yapı denetimleri veya başka resmi yetkili mercilerin hiç mi sorumluluğu yok. Müteahhit burayı kaçak yapmadığına göre, izni veren kişi ve kurumlarında hesap sorulması gereken unsurlar olması gerekir.

   Diğer taraftan, binlerce tomruk köprüleri tıkayıp adeta baraja oluşturdu. Olanca sel ilçe merkezine taşıp 3-4 metre yüksekliğe ulaşarak iş yerleri ve evleri bastı. Bu kadar tomruğun dere yataklarına istiflenmesi depolanması ise ayrı bir soruşturma konusu olması lazım değil mi?

   Netice olarak, bu güne kadar görülmemiş bu felaketten, başta yönetenler olmak üzere, herkesin, her kesimin bir ders çıkartması lazım.

  Bu bir Semavi ve Arazi afattır. Meteoroloji uzmanları bir senelik yağmur bir anda yağdı diyorlar. Metrekare ye 400 Kg yağış, bu güne kadar hiç görülmemiş.

 Çok düşünmek lazım.

    Sel bölgelerinde felakete maruz kalan insanlarımızın yürek yakan, iç acıtan hikayeleri, feryatları, dökülen göz yaşları unutulacak gibi değil.

  Gidenler geri gelmiyor, içinde bulunduğumuz ve kavuştuğumuz nimetlerin kıymetini iyi bilmemiz lazım. Allahü teâlâ, mealen’’ verdiğim nimetlerin kıymetini bilirseniz artırırım, bilmezseniz elinizden alır şiddetli azap ederim’’ ederim buyuruyor. Rabbim, her türlü arazi, ve semavi afattan Milletimizi muhafaza etsin. Verdiği nimetlerin şükrünü eda etmememizi nasip eylesin.  

 

Yazan: Ahmet Baysan

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.