a
Abdullah Demir

Abdullah Demir

20 Eylül 2021 Pazartesi

ATEŞ NASIL SÖNER ?

ATEŞ NASIL SÖNER ?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Covid-19 pandemisinin,
2019 yılı sonundan itibaren 2020 yılı ve 2021 yılının ilk yarısı dahil tüm Dünyayı en az 2. Dünya savaşı dönemi kadar etkilediği açıklandı.

Bombalarla, ölümler ve yıkımlar olmadı ama pandemi şartlarının milleti eve kapayıp, pandemi sebebi ile olduğu açıklanan ölüm haberleri çok öne çıkarılmasından dolayı korku ve belirsizlik ortamıda panik için etkili oldu.

Bu ortamda bütün dünyada,
Üretim çarkları birden durdu,
Tarım üretimi sekteye uğradı,
Tedarik zincirleri kopukluk yaşadı,
Hizmet sektörü ise tamamen durdu,

bu panik halin sonucu işsizlik ve sefalette bütün dünyada aldı başını gitti.

Bu şartlarda ABD,İNGİLTERE ve AB gibi zengin ülkeler başta olmak üzere üretimi devam ettirebilmek ve tüketimi teşvik ederek tekrar çarkları döndürmek için yıllardır doldurdukları kasalarını piyasaya boşalttılar.

Türkiye gibi geçmişi İMF’ye borç ödemeleri ile geçtiği için kasası borçla dönen ülkelerde üretimi durdurmayarak çarkları döndürmek ve üretime devam edebilmek adına, Vergi, SGK ve Nakdi destekler yanında dar gelirlilere verilen imkanlar ölçüsündeki desteklerle çarklar hızlı döndürüldü.

İşte bütün bu teşvikler ABD,İNGİLTERE ve AB ülkeleri dahil bütün dünyada yeni bir ekonomik hastalığı hortlattı.
Eksilerde ve Sıfır seviyelerdeki enflasyonlar birden %300-400 oranlarında artmaya başladı.

Ülkemizde ise zaten yurt dışından gelen döviz operasyonları sonucu enflasyonda istenmeyen bir artış vardı.

İşte tam bu dönemde böyle bir krizle artış trendinde olan enflasyona hız kestirmek elbette zor oldu.

Dünyada sıfır olan enflasyon oranları %3,5-4 hatta 5’lere ulaşarak, %300’ler üstündeki enflasyon artışı ortaya çıktı.
Çok şükür ülkemizde aynı yüzdelere ulaşmadan %20-25 lerde frenlenerek inşallah tekrar tek rakamlara döneceğinin sinyallerini aldık.

Cumhurbaşkanımız’da bu fahiş fiyat artışlarını bir an evvel durdurmak zorunda olduğumuzu biliyoruz ve Olağanüstü Pandemi şartlarının hortlattığı bu ateşi ZULÜM olarak adlandırdı ve geçmişte söndürdük tekrar söndüreceğiz dedi.

Evet enflasyonu frenledik diyoruz ama kira ve gıdadaki artışların enflasyon ortalamasının çok üstünde olması nedeniyle hanelere ateş topu gibi düştüğününde bilinmesi lazım.

Zaten Cumhurbaşkanımızın son açıklamalarında ZULÜM olarak adlandırdığı bu sıkıntının farkında olduklarını ve hızlada insanımızın cebine gireni arttırmaya başladıklarını ayrıca piyasayı sıkı kontrole başladıklarınıda açıkladılar.

İşte tamda bu ortamda bu ENFLASYON ZULMÜNÜ geriletmek için yapılması gerekenleri sıralamak ihtiyacı hissettim.

Bütün AK PARTİ’lilerinde bu sıkıntıları ve vatandaşın dertlerini açık yüreklilikle üst yönetimlerine aktarması lazım.

Çünkü sıkıntıları kabul etmemekle çözüm olmuyor hatta işler daha çetrefilli hale geliyor.

Sıkıntılar ve çözümler açık yüreklilikle kabul edilip üst yönetimlere aktarılır ise hızlı çözümünde yolu açılır.

Gıda,tarım ve sanayi ürünlerindeki ateşi söndürmek için sadece polisiye tedbirlere değil, üretim döneminden başlayan köklü tedbirler gerekiyor.

Mevcut Gübre ve Mazot destekleri güncellenip gerekirse bu dönem %100’e çıkarılmalı,
Ürün alım garantisi verilmeli,
Ürün alım fiyatları ürün ekiminden önce açıklanmalı,
Ekimi yapılan arazilerin sulamalarındaki eksiklerin,noksanlıkların giderilmesi adına çifticilerimizin hizmetinde olunması gerekiyor.

Tabii ki üretim ve tüketim miktarlarının tesbiti önden yapılıp gerekirse ihracata sınırlama getirilmesi gerekiyor.

Üretimde yetersiz olan kısımlardada ithalatta vergiler düşürülmelidir.

Uzun vadede de köylerimize dönüş teşvik edilmelidir.

Hayvancılıkta saman ve yem fiyatlarında devlet desteği arttırılmalıdır.

Hayvancılıkla uğraşanlarda SGK ödemelerine destek yapılmalıdır.

Sanayide üretimin en önemli maliyeti olan enerji fiyatlarınada mutlaka devlet süsbansesi gerekiyor.

Elektriğin ve Doğalgazın sanayiciye uygun maliyette verilmesi sağlanmalı.

Pandemiden en fazla etkilenen hizmet sektörünün yaralarının sarılması adına, vergi ve banka borçlarının uygun şartlarda yapılandırılması gerekiyor.

Ticaret bakanlığının hallerdeki ve marketlerdeki fiyatları ve faturaları hassasiyetle, kapsamlı bir şekilde ve sürekli incelemesi gerekir.

En önemliside son günlerdeki cari açığın kapanması yönündeki çalışmaların hız kesmeyerek devam etmesi gerekiyor ki artık döviz operasyonları ile dövülmemiz önlenmelidir.

Yazan: Abdullah Demir

Devamını Oku

2001 ÖNCESİ KITLIK, YOKLUK VE EZİKLĞİ ÖZLEYENLER…

2001 ÖNCESİ KITLIK, YOKLUK VE EZİKLĞİ ÖZLEYENLER…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

2001 yılı öncesi,
Yani bir cente muhtaç olduğumuz o günler ve o yıllar,
500 bin (0,5 milyon) $ için Lüksemburg gibi bir ülkenin kapısında iki gün beklediğimiz günler ve yıllar,

Özleyen varsa o acı günleri tarihimizden silip atan RECEP TAYYİP ERDOĞAN‘A nefretini kusar,o günlerin mimarları olan siyasilerin başrolde olduğu MİLLET İTTİFAKI’NA koşar.

İMF’ye boğazımıza kadar borçlandırılıp temsilcisine ülkemizin idaresini teslim etmek zorunda kaldığımız o yılları…

Özleyen varsa o acı günleri, tarihimizden silip atan RECEP TAYYİP ERDOĞAN‘A nefretini kusar, o günlerin mimarları olan siyasilerin başrolde olduğu MİLLET İTTİFAKI’NA koşar.

İmam hatipleri kapatabilmek için tüm meslek okullarının kapatılıp ülkemize ara eleman sıkıntısını hediye edenlerin baş rolü oynadığı o yılları,

Özleyen varsa o acı günleri tarihimizden silip atan RECEP TAYYİP ERDOĞAN‘A nefretini kusar, o günlerin mimarları olan siyasilerin başrolde olduğu MİLLET İTTİFAKI’NA koşar.

Başörtülülerin ötekileştirilip hiç bir okula ve devlet dairelerinde çalışmaya alınmadığı o yılları,

Özleyen varsa o acı günleri tarihimizden silip atan RECEP TAYYİP ERDOĞAN‘A nefretini kusar, o günlerin mimarları olan siyasilerin başrolde olduğu MİLLET İTTİFAKI’NA koşar.

2000 yılına kadar sadece 73 üniversitesi olsada onlarında gündemi başörtülüleri okullardan uzaklaştırmak ve laik-antilaik kavgası olan ülke yerine,

O acı günleri,
bugün 220’yi aşan (öğrencisi ve öğretim görevlisi birbirleri ile barışık) üniversitesi ile tarihimizden silip atıp,
Üniversitelerimizi başörtüsü ve diğer ilkel çekişmelerden uzaklaştırıp,
dünya ile yarış eden ilim dallarına yönlendirebilmiş;
Uzay teknolojisi,
Nükleer teknoloji,
Nanoteknoloji,
Dijital dünya,
Yazılım,
Kodlama,
Siber güvenlik,
3D Yazıcı uzmanlığı ve Mühendisliği,
Robot mühendisliği,
Genetik mühendisliği,
Yapay zeka,
Mikrobiyoloji gibi dallarda,
dünya ile yarış eder duruma getirilmiş,

Şayet sizde eskiyi özlemişseniz RECEP TAYYİP ERDOĞAN‘A nefretinizi kusar, o eski günlerin mimarları olan siyasilerin başrolde olduğu MİLLET İTTİFAKI’NA koşarsınız.

Bir afet durumunda günlerce, haftalarca ve yıllarca, aciz ve çaresiz olarak beklediğimiz o yılları,

Özleyen varsa o acı günleri tarihimizden silip atan ve kısa sürede afetlerin yaralarını sarabilen RECEP TAYYİP ERDOĞAN‘A nefretini kusar, o günlerin mimarları olan siyasilerin başrolde olduğu MİLLET İTTİFAKI’NA koşar.

Hastanelerde hastalarımızın rehin kaldığı, morgdan cenazemizi kefaletli senetlerle alabildiğimiz yılları,

Özleyen varsa o acı günleri tarihimizden silip atan RECEP TAYYİP ERDOĞAN‘A nefretini kusar, o günlerin mimarları olan siyasilerin başrolde olduğu MİLLET İTTİFAKI’NA koşar.

Kan için %23 KDV ödediğimiz yılları,
Hastane kapılarında sabahın 4 ‘ünde 5 ‘ inde sıraya girilerek bir ihtimal doktora ulaşabildiğinizde şanslıyız dediğimiz o yılları,

O günleri özleyen varsa,
o acı günleri tarihimizden silip atan,
Dünyanın en modern hastanelerinin ülkemizin her şehrinde olmasını sağlayan RECEP TAYYİP ERDOĞAN‘A nefretini kusar, o günlerin mimarları olan siyasilerin başrolde olduğu MİLLET İTTİFAKI’NA koşar.

Doktora göründük ama bu seferde ilaç kuyruklarında ömür geçirdiğimiz ve maalesef çoğu zamanda yazılan reçetenin tamamını bulamadığımız o yılları,

Özleyenler o acı günleri tarihimizden silip atan RECEP TAYYİP ERDOĞAN‘A nefretini kusar,
o günlerin mimarları olan siyasilerin başrolde olduğu MİLLET İTTİFAKI’NA koşar.

Benzin, Mazot için arabalarımıza karne ile yakıt aldığımız yılları,

Özleyen varsa o acı günleri tarihimizden silip atan RECEP TAYYİP ERDOĞAN‘A nefretini kusar,o günlerin mimarları olan siyasilerin başrolde olduğu MİLLET İTTİFAKI’NA koşar.

Elektrik kısıntılarından üretimin yapılamadığı, hastanelerde ameliyatların yarım kaldığı o yılları,

Özleyen varsa o acı günleri tarihimizden silip atan RECEP TAYYİP ERDOĞAN‘A nefretini kusar, o günlerin mimarları olan siyasilerin başrolde olduğu MİLLET İTTİFAKI’NA koşar.

Yüksek okulu kazanan garip gurabanın çocuklarının öğrenci harcını yatıramadığı için okuyamadığı o yılları,

Özleyen varsa o acı günleri tarihimizden silip atan RECEP TAYYİP ERDOĞAN‘A nefretini kusar,o günlerin mimarları olan siyasilerin başrolde olduğu MİLLET İTTİFAKI’NA koşar.

Memurunun maaşını veremeyecek durumda kaldığı için sürekli fonlar oluşturup( işci ve memur maaşlarından NEMA,KEY gibi)kesintiler yapıldığı o yılları,

Özleyen varsa o acı günleri tarihimizden silip atan hatta o kesintileri vatandaşına ödeyen RECEP TAYYİP ERDOĞAN‘A nefretini kusar,o günlerin mimarları olan siyasilerin başrolde olduğu MİLLET İTTİFAKI’NA koşar.

2000 yılında,
Bir çok sebeble üretemediğimiz ve sahipsizlik sebebi ile ancak yıllık 27,485 Milyar $ ihracatı yapabilen ülkemiz,
şimdi nerdeyse bu rakamlarda aylık ihracat yapan ülke haline gelmiş durumda,

Artan fabrikalardan,
artan elektrik üretiminden,
10 mislinden de fazla kapasitesi artan iş gücünden ve üretimden rahatsızsanız,
elbette RECEP TAYYİP ERDOĞAN‘A nefretinizi kusar,o günlerin mimarları olan siyasilerin başrolde olduğu MİLLET İTTİFAKI’NA koşarsınız.

2000 Yılı ihracatı 27,458 Milyon $,
İthalat ise Yıllık 54,139 Milyon $ ve %100 cari açık veren yıllardan,

Bugün ise %80 lere varan oranda cari açık kapanmış,hatta turizim gelirleri ile cari açığı sıfırlayacak ve fazla verecek imkana kavuştuğumuz günlere geldik.

Özleyen varsa o acı günleri tarihimizden silip atan RECEP TAYYİP ERDOĞAN‘A nefretinizi kusar,o günlerin mimarları olan siyasilerin başrolde olduğu MİLLET İTTİFAKI’NA koşar.

Engellilerin hor görülüp sokaklara atıldığı bir ülkeden,

Engellilere ve yaşlı anne, babaya bakmayı özendiren (bakım şartı ile ücret veren) bir ülke haline gelerek artık engellisi ve yaşlısıda kıymetli hale gelen bir ülke haline gelmişiz.

Özleyen varsa o acı günleri tarihimizden silip atan RECEP TAYYİP ERDOĞAN‘A nefretini kusar,o günlerin mimarları olan siyasilerin başrolde olduğu MİLLET İTTİFAKI’NA koşar.

Mühimmat ve silah bulamadığımız için yerini bildiğimiz,topraklarımıza çöreklenmiş terör odaklarına operasyon yapmaktan aciz olduğumuz yıllardaki ülkeden,

Şimdi 7 düvelde teröristi arayıp bulan ve yok eden teknolojiye, mühimmata ve güce sahip bir ülke haline gelmişiz.

Özleyen varsa o acı günleri tarihimizden silip atan RECEP TAYYİP ERDOĞAN‘A nefretini kusar,o günlerin mimarları olan siyasilerin başrolde olduğu MİLLET İTTİFAKI’NA koşar.

Bir iki İHA bulup 24 saat sonra gelecek bilgi kırıntıları için ABD ve İSRAİL kapılarını aşındırdığımız günlerdeki ülkeden,
Dünyada İHA, SİHA’ nın ve şimdi de TİHA’nın teknolojisinde söz sahibi olmuşuz,
Şimdi ise uçağın U’sunu yapamayan ülkeden İNSANSIZ MUHARİP UÇAK yapan ülke olmak üzereyiz.

Tabii ki birileri tarihimizde hep olduğu gibi satın aldıkları ile o acı günleri tarihimizden silip atan bu sıçramanın mimarı olan RECEP TAYYİP ERDOĞAN‘A nefretlerini kusarak,,
O eski günlerin mimarları olan siyasilerin başrolde olduğu MİLLET İTTİFAKI’NA yol vermeyi başararak durdurmak isteyeceklerdir.

Tıpkı 1940’lardaki savaş uçağı üretimimizin durdurulması gibi.

Bugünde satın alınabilecek koltuk hırslıları elbette vardır.

Subayının beylik tabancasını bile dışarıdan temin etmeye çalışan bir ülkeden,
Bugün rekorlar kıran savunma sanayi ihracatına kavuşmuşuz ve artarakta devam edeceği görülüyor.

Özleyen varsa o acı günleri tarihimizden silip atan RECEP TAYYİP ERDOĞAN‘A nefretlerini kusar,o günlerin mimarları olan siyasilerin başrolde olduğu MİLLET İTTİFAKI’NA koşar.

Özleyen varsa o acı günleri tarihimizden silip atan RECEP TAYYİP ERDOĞAN‘A nefretini kusar,o günlerin mimarları olan siyasilerin başrolde olduğu MİLLET İTTİFAKI’NA koşar.

2001 yılı emekli maaşı 95 TL, asgari ücreti 122,18 TL olan,
onunda kasada para olmadığından alınamama tehlikesi var denen ülkeden,
Bugünkü (isteyen ekmek -simit mukayeselerinide yapsın)maaşlarını ve bayram ikramiyesi alabilen bir ülkeye kavuşmuşuz.

Özleyen varsa o acı günleri tarihimizden silip atan RECEP TAYYİP ERDOĞAN‘A iftiraları sıralar,nefretini kusar.
O günlerin mimarları olan siyasilerin başrolde olduğu MİLLET İTTİFAKI’NA koşar.

 

Yazan: Abdullah Demir

Devamını Oku

‘İstemezükcü’ ağızlar!

‘İstemezükcü’ ağızlar!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

31 Ağustos’tan bir gün önce son ABD askerlerinin de Kabil havaalanını boşaltması ile 20 yıl süren Afganistan’ın işgali fiilen sona erdi.

Sovyetler Birliğinin 80’lerde Kominizmi ihraç etmek adına AFGANİSTAN’I işgal ederek,
ülkenin yeraltı ve yer üstü zenginliklerini sömürme sevdası,
Sovyetler Birliğinin dağılarak Orta Asya’da ve Batı Avrupa’da birçok milletin (özellikle anayurtlarında esir olan Müslüman Türk Milletlerinde de) özgürlüklerine kavuşarak bağımsız devletler kurmalarına vesile oldu.

Daha sonra NATO’yu emrine alan ABD,
11 EYLÜL İKİZ KULE SALDIRILARINI bahane ederek Taliban’ı iktidardan uzaklaştırıp terörün kökünü kazıma bahanesi ile AFGANİSTAN’I işgal etti.

Afganistan’da ise Taliban bitmedi ama her geçen gün garip gurabanın umudu oldu.

Dünyanın dört bir yanındaki Müslüman ülkelerde de uydurma terör örgütleri eliyle de oluk oluk Müslüman kanı akıtarak ve devşirdikleri yöneticiler ile de bu ülkelerde kontrolü elinde tutarak sömürmeye ve değerlerini yok etmeye devam ettiler.

Medeniyeti ve demokrasiyi getirmek adına oluk oluk kadın, çocuk ve hasta demeden insanların kanını akıttıkları AFGANİSTAN’DA DA her geçen gün aldatılan ve para ile devşirilenlerin dahi güvenini kaybettiler.

Sonunda da AFGANİSTAN’DA kendilerine hizmet edenlerin çoğunluğunu, silahlarını ve mühimmatlarınıda TALİBAN’A bırakarak apar topar gitmek zorunda kaldılar.

Bu yenilginin Dünya sahnesindeki izlerine ve siyasi etkilerine önümüzdeki günler şahit olacağız.

Bu bizim ülkemizde de ABD’ye bel bağlayan ve hizmetine kendilerini adayanlara (eski örnekleri unutmuş olabilirler) son örnek olsun.

İşte tam bu dönemde biz seyirci mi olacağız ?

İstiklal savaşında bizlere kollarındaki bilezikleri ve boyunlarındaki altınları çıkarıp yollayarak destek olan Afganistan halkına ve içindeki parça parça bölünüp yok edilmek istenen TÜRKİSTAN halkına karşı borçlu olduğumuzu hatırlamayacak mıyız?

Kısacası Senaryo yazanlardan mı veya kuklaların karşısında uyutulanlardan mı olacağız diye merak ediyor muyuz?

Taliban işgalle geçen 20 seneyi iyi tahlil etmiş gibi sinyaller veriyor.

Konuşan Taliban sözcülerinden Türkiye ile ilgili oldukça sıcak ve samimi sinyaller geliyor.

Biz Türkiye’nin her alandaki desteğine ihtiyaç duyuyoruz diyorlar.

Hemen Afganistan’da Türk askerinin olmasını istemiyordunuz ve Türk asker ülkelerine döndüler nasıl karşılıyorsunuz diyenlere,

Biz gerekirse TÜRKİYE’DEN yardım isteriz,

Biz NATO bünyesinde ülkemize konuşlanan askeri güce karşıydık ve bunu işgal olarak görüyorduk dediler.

Şimdi ülkemizdeki AMERİKAN ve AB goygoycuları aldıkları talimatlar gereği yeni fitneler peşinde koşacaklar, bu goygoycuların ülkesinin menfaatini değil,
İPLERİNİ sımsıkı tutanların menfaatini savunmalarına da alıştık.

Malum İstemezükcü ağızlar bunlar…

Dün TÜRKYE Afganistan’da kalmamalı, Taliban’la kapışmamalı diye ortalığı ayağa kaldıranlar şimdi 180 derece terse döndüler bile….

İstemezük korosu,
Bugün ise bir çok kılıfla TALİBANLA diyalog kurulmamalı korosunu oluşturmuşlar.

Halbuki ABD diyaloğun alasını yıllardır kurmuş,

anlaşmalar yapmış ve bütün silahları zaten Talibana bırakmış,

AB ülkeleri diyaloğu kurabilmek için her yolu deniyorlar,

RUSYA,ÇİN ve HİNDİSTAN gibi ülkeler şimdiden anlaşmalar yaparak ekonomik kazanımlar kapmaya çalışıyorlar.

Peki biz niye diyalog kurmamalıymışız ?

Acaba yıllardır bütün siyasetçilerin dilindeki Adriyatik ’ten Çin’e kadar gücümüzün perçinlenmesi birilerini korkutuyor da kullanışlı uşaklarını konuşturarak engel mi olmak istiyorlar?

Neymiş 2900 km ötelerde ne işimiz olurmuş ?

Peki efendilerinizle ülkemizin arasında kaç bin km var?

Ülkemizin zayıf ve içe kapandığı yıllarda Emperyalist güçlerin TÜRKİSTAN’I kaç bölgeye bölerek paylaştıkları malum, bir parçası da AFGANİSTAN’DA GÜNEY TÜRKİSTAN olarak kaldığı da malum,
TÜRKİSTANLILAR’IN soykırıma uğraması dolayısı ile güya lafla ÇİN’E kafa tutanlar,

Çin’deki Türkistanlılar için bol kepçeden ahkam kesenler,

AFGANİSTAN’DA kalan GÜNEY TÜRKİSTAN halkını görmemesi ve duyarsız kalması olsa olsa ipini tutan güçlerin emri ile olsa gerektir.

Ülkenin Muhalefeti hani göçmen istemiyordu ?

Sahi samimi iseler göçe kaynağından müdahil olunması gerekmez mi ?

Tıpkı terörün kaynağı kurutuldukça ülkede artık patlamaların ve katliamların durdurulduğu gibi,

Afganistan’dan huzursuz ve güvensizliğin giderilmesi adına Taliban isterse yardımcı olmak aslında bizim iç güvenliğimizin de olmazsa olmazı değil mi?

Biz muhalefetin ülkenin menfaatine değil iktidara zarar verme adına elinden geleni yaptığına,
Bunun içinde iplerini elinde tutanların sözü dışında adım atamadığına inandık artık.

Kendilerinin dedikleri gibi Cumhurbaşkanımızın ak dediğine kara, kara dediğine ak demeye kurgulanmış ve insanlarımızı da böyle kamplaştırmayı vazife olarak kabul etmişler.

 

Yazan: Abdullah Demir

Devamını Oku

İSRAİL, MUHALEFETE YALAN VE İFTİRAYA DEVAM TALİMATI MI VERDİ ?

İSRAİL, MUHALEFETE YALAN VE İFTİRAYA DEVAM TALİMATI MI VERDİ ?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Halkı ile bütünleşemeyen CHP Lideri KEMAL KILIÇDAROĞLU,

İsrail Devleti’nin Türkiye Cumhuriyeti Maslahatgüzarı ve Ankara Büyükelçiliği Misyon Şefi Irit Lillian’ı CHP Genel merkezinde kabul ederek esrarengiz bir görüşme yapmış.

Güya nezaket ziyareti kapsamında bir araya gelerek Türkiye’deki siyasi gelişmeleri ve seçim gündemini konuşmuşlar.

KILIÇDAROĞLU CHP Genel Merkezi’ninde tutumunu anlatarak,
“partisinin ve Türkiye genelindeki seçmenin erken seçime hazır olduğunu ancak iktidarın seçime “sıcak bakmadığını” aktarmış.

Bu haberin sunulmuş metnine ancak mankurtlaşmış birileri inanacaktır.

Düğün değil, bayram değil
bu öpücükte neyin nesi der vatanperver her vatandaş.

Devletini milletini seven Vatanseverler ise bu öpücüğün, pardon talimat kokusu gelen bu birifingin sonuçlarını bekledi.

Dostları değil mi elbette birifing verecekler,
Yaptıklarını anlatacaklar ve daha yapması gerekenlerin ayrıntısının talimatlarını alacaklardır diye endişelendiler.

Çok geçmeden görüşme sonrası hemen yalan haber operasyonu başlayıverdi zaten.

ABD kaynaklı göçmen kampı kurulacağı yalan haberi tutmamıştı.

Bu sefer İNGİLİZ eliyle perde açıldı.
Daha sahne kapanmadan ülkemizdeki talimatlanmış Muhalefet yalan ve iftira ezberine hemen başlayıverdi.

İngiliz Basını eliyle Afganlı mülteciler için İngiliz Savunma Bakanının güya yazdığı bir makaleyi kaynak göstererek Türkiye’de ve Afganistan’da toplama merkezleri kurulacak haberi servis ediliyor.

Ancak haber incelendiğinde 24 saat içinde yalan olduğu ortaya çıkıyor.

Makalenin metni incelenip tercümesi ettirildiğinde Türkiye ve Pakistan’ın adının metinde geçmediği görülüyor.

Bu yalan haber nedeni ile BBC Türkçe hemen özür dileyip haberini geri çekti.

THE TİMES ise Savunma Bakanlığı bu plandan vazgeçti diye yalandan çark etmek istedi.

İngiliz Savunma Bakanı ise bu haberi twittleyip “Böyle bir plan yoktu, bu yalanları siz yaydınız dedi.”

Devletin bu yalan haberlere ağır tepki koyması ve kesin dille yalanlaması sonrası,

ABD açıklama yapıyor, haberi yalanlamak zorunda kalıyor.

İngiliz Savunma Bakanlığı haberi yalanlıyor ve medyaya bu yalan haberi siz yaydınız diyor.

Peki Küresel Güçlerin (Ülkemize çekilen bir operasyon olduğu çok açık görülen) yalanı karşısında ülkemizin muhalefeti ne yaptı dersiniz?

Eyvah bir yanlışlık oldu, geri adım atalım dediler mi ?

Elbette operasyonu çekenlerin emrine KILIÇDAROĞLU ve AKŞENER balıklama atladılar.

Efendim neymiş;

Meclisten karar çıkarmadan nasıl toplama kampları için izin verilirmiş,
Yada bize danışmadan birileri bizim adımıza artık karar alıyorlarmış.

Peki haberi yayanlar (yani operasyon çekmek isteyenler) bile haberi özür dileyerek geri çekmek zorunda kaldılar,

Sizce, bizde YALANLA beslenen Muhalif Siyasetçiler, ülkemizi idare edenlerden özür dileyecekler mi?

KEMAL KILIÇDAROĞLU ve MERAL AKŞENER resmî açıklamalara bakmadan, servis edilen bu yalan haberlerle ülkemizi küçük düşürdük diye hayıflanacaklar mı?

MİLLETİNDEN ve RECEP TAYYİP ERDOĞAN’DAN bu yalan ve iftira kokan haberi ciddiye aldıkları için özür dileyecekler mi ?

Tabii ki böyle Erdemli bir davranış beklemiyoruz.

Çünkü Muhalefet sadece YALAN üzerinden ERDOĞAN’A NEFRET oluşturmak üzere programlanmış sanki,

Ülkenin çıkarıymış,gururuymuş, milletin menfaatiymiş pek ilgilenmedikleri anlaşılıyor.

KEMAL KILIÇDAROĞLU ve MERAL AKŞENER,
küresel güçlerin kurtulmak istedikleri RECEP TAYYİP ERDOĞAN’I devirme vazifesini ne pahasına olursa olsun başarmak için her türlü yolu maalesef mübah görüyorlar.

Küresel güç odaklarının emriyle olduğu açıkça görülen,
ERDOĞAN’I yıkma vazifesinde,

HİZMETLERİ KONUŞMAMA veya HİZMETLERİ SIRADANLAŞTIRMA dili ile İFTİRA ve YALANI’da fütursuzca kullanmaktan çekinmiyorlar ve bu ahlaksız dilden utanmıyorlar maalesef.
Demek ki bu yalanla kandırdıkları birileri olduğuna inanıyorlar.
Demek ki birilerinin bu yalanlarla kandırılabilecek kadar basit olduğunu zannediyorlar.

Yada emir aldıklarının zorlaması ile bu dili kullanıyorlarda,

20 YILDIR İŞTE BUNUN İÇİN MİLLETİMİZİN KAHIR EKSERİSİ BUNLARA FIRSAT VERMİYOR.

Her konuyu DOBRA DOBRA vatandaşına anlayabilene ise DURMAK YOK YOLA DEVAM diyor.

 

Yazan: Abdullah Demir

Devamını Oku

2002 ÖNCESİ DEVLET Mİ, BUGÜNKÜ DEVLET Mİ MUTLU EDEBİLİR ?

2002 ÖNCESİ DEVLET Mİ, BUGÜNKÜ DEVLET Mİ MUTLU EDEBİLİR ?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

CHP, İP VE HDP liderlerinin sürekli yalan üreterek ve ERDOĞAN NEFRETİ yayarak,acılar üzerinden siyasi rant çıkarma peşinde koşarak muhalefet yapma tarzını, elimizi vicdanımıza koyup kendimizede şu soruyu sorarak değerlendirelim.

Muhalefetten her afette,her küresel krizde,ülkemizin çıkarlarını ilgilendiren, Kıbrıs’ta,Doğu Akdeniz’de ,Suriye’de ,Irak’ta,Karabağ’da ve her türlü terör odakları ile yapılan mücadelede,iktidara yönelik yalan ve iftiradan başka bir söylemine şahit olduk mu?

Hatta geçmişteki (20 yıl önceki) siyasi yaşamlarında bu söylediklerinin hangisini yapmışlar ?

Hani bugün büyükşehirlerin ve sahil belediyelerinin çoğu bunların elinde ya,
bu imkanları ile neler yapmışlar ?

Yani yalan ve iftiralarla ERDOĞAN nefreti yayma dışında ne yapmışlar sahi ?

Eskiden (20 yıl önceleri) bir afet (deprem,yangın veya sel baskınları) olur,
mevcut iktidar toplumu hemen itidale davet eder ve ilk açıklamaları,

Bölgeden sağlıklı bilgileri (bazen bir iki gün sonra, bazen haftalar geçsede) daha henüz alamadık derlerdi,

Muhalefet ise bugünler birlik beraberlikle atlatılacaktır, dayanışma içinde olalım,
fitnecilere ve bozgunculara fırsat vermeyelim diye moral veren bir açıklama yapardı.

Şimdiki muhalefetinde(yani MİLLET İTTİFAKININ) içinde olduğu o günkü iktidarlar,
bir kaç gün içinde bu afetin yaralarını saracağız diye meclisten İĞNEDEN İPLİĞE yeni VERGİLER çıkarırlardı.

Bugünkü “Z KUŞAĞI” tabiiki Devletin İFLAS ettirildiği o günleri RECEP TAYYİP ERDOĞAN iktidarlarının başarıları sayesinde bilemezler,
maalesef fonlanan MEDYA yazarlarında Z KUŞAĞINDAN bu gerçekleri kaçırmakla görevli olabilirler.

Bir müddet sonra ise evlerimizin ve iş yerlerimizin kapılarınıda afetzede olduğunu belgeleyen evraklarla ihtiyaçlı ve mağdur olduğunu söyleyen(yani DİLENEN) bir sürü insanlar çalardı.

Şimdi MİLLET İTTİFAKI’NDA olan bu yüz karası geçmişin siyasetçileri,

Z KUŞAĞININ bu günleri hatırlamayacaklarını da iyi bildiklerinden midir bilmem ama,

Son yılların RECEP TAYYİP ERDOĞAN liderliğindeki hükümetlere yalan ve iftira ile saldırmaktan başka maalesef hiç bir becerileri yok.

Hatta MİLLET İTTİFAKI’NIN ellerindeki belediyelerde yolsuzluk destanlarını,
belediye hizmetlerinde(su,ulaşım ve ekmek gibi halkımızın cebini ilgilendiren hizmetlerde) ucuzlama vaadinin aksine sürekli zam ve eskilere dönüşü hatırlatan ÇÖP dağlarını görür olduk.

Halbuki RECEP TAYYİP ERDOĞAN liderliği,
Dünyayı kasıp kavuran pandemiyle savaştan yüz akıyla çıktı ve bu dönemde bırakın yeni vergi çıkarmayı;

İş yerlerinin kapanmasından dolayı oluşan vergi kayıplarına rağmen,

iş yerleri kapananlara yapılan nakdi yardımlara rağmen,

başka devletlere avuç açmadan hatta başkalarınada yardım ederek,

en önemlisi de içerideki CHP, İP ve HDP’nin bütün karalamalarına,
iftiralarına ve insanlarımızı karamsarlığa sokma çabasına rağmen,

bu pandemi krizinden en az hasarla ve hatta azda olsa dünyaya inat büyüyerek çıkmayı başardı.

Son yıllarda sık sık karşılaştığımız depremlerin yıkımlarının yol açtığı mağduriyetleri yeni vergiler çıkarılmadan,

mağdurlara evvela nakdi yardımlar yaparak ve söz verdikleri bir yıllık takvim içinde de evlerini tamamlayarak,

en önemlisi CHP ,İP ve HDP yalanları ve iftiralarınıda aşarak dört bir yandaki depremzedelerin yüzlerini güldürdüler.

Ege ve Akdeniz’de çıkan ve çıkarılan yüzlerce yangını 10-15 gün içinde söndürmeyi (ABD gibi ülkelerde aylar sürüyor) başaran ve maddi mağduriyetlerin bir yıl içinde giderileceği teminatını veren bir BAŞKANIMIZ var.

En son olarakta Doğu Karadeniz, Kastamonu ve Sinop’taki sel bölgelerine bizzat giden ve incelemelerde bulunan Başkanımız RECEP TAYYİP ERDOĞAN,

Mağduriyetlerin bir yıl içinde giderileceğini ve yaraların sarılacağı müjdesini veriyor.

Her şeyden önce Devlet ilgili bütün bakanları ve imkanları ile afet bölgelerinde seferberlik hali ile halkımıza umut oluyor.

Bir yandan acil nakdi yardımlar yapılıyor.

Devlet alacaklarını erteliyor.

Esnafa ve Köylerdeki mağdurlara yardımlar yapılıyor.

İş makinaları seferberlik halinde,
elektrik olmayan bölgelere havadan JENARATÖRLER nakledilerek elektriksiz ev bırakılmıyor.

Çöken yollar ve köprüler Asker- Sivil iş birliği ile acilen tamamlanmaya çalışılıyor.

Afet anında modernleşen ordumuzunda imkanları ile selin içinden yüzlerce CAN kurtarılıyor.

Sonrada mahsur kalan bölgelere karadan ve havadan ihtiyaçları gönderiliyor.

Sağlık hizmetlerinin aksamaması için hastaneler hızla hazırlanıyor.

Afet bölgelerinin su sıkıntısı çekmemesi için seferberlik halinde çalışılıyor.

Almanya gibi çok zengin bilinen bir devlet bile karşılaştığı sel afetinin bölgesine haftalar sonra ulaşabiliyor,
bölge halkı devlet gelinceye kadar kendi kendine çözüm üretiyor ve hükümet vatandaşından yaraların sarılması içinde yardımlarını talep ediyor.

CHP, İP ve HDP’nin liderlerinin elbette yalan ve iftira ile NEFRET DUYGUSU yayma dışında ellerindeki belediyelerin çok büyük imkanları olmasına rağmen, “Heykel” yapmaktan başka yaptıkları ve yapabilecekleri elle tutulur hizmetleri maalesef yok.

20 Yıl önceki devlet idaresindeki karnelerindeki notları bir bile değil, hepside sıfır sıfır sıfır.

Peki bu kadar yoğun afete 20 yıl öncesi ülkelerini batırmış siyasetçilerle,
tabi ki iflas etmiş bir ülke ile ne yapılabilirdi ?

Haa evvela iğneden ipliğe yeni vergilerle muhatap olurduk.

Bu vergilerle ancak maaşları ödeyebildik şimdi yeniden vergi almamız gerekiyor diyen Başbakanımızı dinler dururduk.

O günkü Siyasiler, kölesi olduğumuz küresel gücün kurumu olan İMF’nin kapısında diz çöker ve emirlerini bekler,

Aldığımız borçlar karşılığında nelerden vazgeçmemiz gerektiği hakkında emirler alınır,

Bu arada İMF başkanının yediklerini manşetlerine taşıyarak halkımızı uyutma görevindeki besleme medya vazifesini yerine getirmiş olur.

Tıpkı bugün o eski siyasiler ve fonlarla beslenen yazarların KÜRESEL ÇETENİN ve şubesi İMF önünde diz çökmeyen RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A yalan ve iftira destekli nefret diliyle saldırarak vazifelerini yerine getirdikleri gibi.

 

YAZAN: ABDULLAH DEMİR

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.