a
Abdullah Demir

Abdullah Demir

10 Mayıs 2021 Pazartesi

Atlar kıyma olunca mı her şey çok güzel olacaktı?

Atlar kıyma olunca mı her şey çok güzel olacaktı?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Pandeminin gölgesinde geçirdiğimizi mübarek Ramazan-ı Şerif ayını kazançlı olarak bitirip, Ramazan Bayramı’na kavuşmanın sevincini ve mutluluğunu layığı ile hep birlikte yaşayanlardan oluruz inşallah.

İyiliğin,
yardımlaşmanın dalga dalga yayıldığı bu günlerde bizde iyiliği ve yardımlaşmayı yayanların kervanına az çok katkı sağlayanlardan oluruz inşallah.

Merkezi ve yerel yönetimlerimizde gücü elinde tutanlarında doğal olarak iyilik ve yardımlaşmada öncü olmalarını umut ediyoruz.

Dillerinden,

Hayvan haklarını,
Hak hukuk adalet ve yolsuzluk nidalarını düşürmeyen,

“HERŞEY GÜZEL OLACAK” sloganları ile halkımızın evvela gönlünü ve daha sonra oyunu alan Millet İttifakı Partilerinin sahip olduğu yerel yönetimlerden bu doğrultuda güzel haberler beklerken,

“HER ŞEY GÜZEL OLACAK” diye de ümitlenmişken,

Kulaklarımıza inanamadığımız haberler ortaya saçıldı.

İSTANBUL AK PARTİ İL Başkanlığı bir soru sordu,

İBB’nin 1200 civarında atı, 4000 TL‘ den ADALAR’dan topladı, şimdi bu atların akıbetleri nedir?

Böyle bir durum AK PARTİ‘Lİ Belediyelerinde ortaya çıksa neler olurdu neler?

Yer yerinden oynar,
Talimatla yazanlar çizenler, TV’lerden ve gazetelerden veryansın ederler,
Yürüyüşler, nümayişler yapılsın isterler,

Sözde sanatçılar başrolde olur, sahalarda ve sosyal medyada şov yaparlar,
Tüyü bitmedik yetim hakkından bahsederlerdi.

Şimdi,
MİLLET İTTİFAKI LİDERLERİ ve mensupları nerede?

Sözde yazar çizerleri nerede?

Sözde sanatçıları nerede?

Sözde Hayvan Hakları savunucuları nerede?

Sözde Yolsuzluklarla mücadele ediyoruz diyenler nerede?

MHP,
100 tane atı teslim aldık 50’si zayi oldu diyen Belediye başkanını hemen partisinden uzaklaştırdı.

Böylece de partisine gelebilecek “AT HIRSIZLARI” ithamından kurtulmuş oldu.
Kısaca gereğini yaptı.

Şimdi 225’den fazla AT’ın öldüğünü açıklayan İBB’yesine (Tüyü bitmedik yetimin hakkını dillerinden düşürmeyen) MİLLET İTTİFAKININ yaptırımını bekliyoruz.

Ya da milletimiz, biz belediyeyi AT HIRSIZLARI’NAMI teslim ettik diye hayıflanacak.

Yada biz,
AT ETİNE,
AT SUCUĞUNA MI reva görüldük diye hayıflanacak.

Tüyü bitmedik yetim hakkı diye yeri göğü inlete inlete koltuklara oturmaya hak kazananlar,

7’den 77’ye Milletimiz,
Ortalama 4000’TL den alınmış 1200’ den fazla AT’ın hesabını merak ediyor.

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ yalansız, dolansız, hilafsız duruşunu sergiledi.

50 atı zayi ettim diyen başkanını partisinden hemen istifa ettirdi.

Şimdi bildiğimiz MİLLET İTTİFAKI’ndan gelecek sesi ezberledik.

El birliği ile RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A saldıracaklar ve bu ATLARIN hesabı yerine koro halinde herhangi bir iftira üzerinde ERDOĞAN’A hakaret edecekler.

Yıllardır CHP, İP ve HDP’nin ortak stratejisi bu,

Zorda kalındığı an AK PARTİ ve RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A saldırı başlat yani CANBAZA BAKI oyna.

CHP, İP ve HDP’de taciz haberleri ortalığa saçılırken, suçluların cezalandırılması beklenirken neler oldu ?

Tabi ki koro halinde ERDOĞANA saldırıldı ve

CANBAZA BAK OYUNUNA DEVAM OYLAR TAMAM.

Şimdi gelelim yine asıl konumuza,
İSTANBUL’daki bin ikiyüzden fazla AT’ın akıbeti ne oldu ?

Bakın 50 atın zayi sinden dolayı MHP, Belediye Başkanını hemen partisinden ayırdı.

Siz ERDOĞAN’A saldırmanın dışında ne yaptınız, ne yapacaksınız?

HER ŞEY BÖYLE Mİ GÜZEL OLACAK?

Tabii ki RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A hakaretlerin dışında.

Samsun’daki CHP’li bir belediye başkanının hukuk bürosu Belediyeyi icraya vermiş,

Şimdi CHP ve  İP Genel Başkanları ne yaparlar dersiniz merak etmeyin,
Başkanın sırtı sıvazlanır,
Koro halinde RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A saldırılır.

Sözde yazar çizerler,

Sözde sanatçılarda sus pus olurlar ve körler sağırlar birbirini ağırlarlar.

CANBAZA BAK OYUNUNA DEVAM,OYLAR TAMAM.

HER ŞEY GÜZEL OLUYOR DEVAM…….

Son gelen haber AYDIN’ın YENİPAZAR ilçesinin CHP’li Belediye Başkanı YÜSRAN ERDEN, 15424 TL brüt ücretli  işi yapacak birini bulamadığı için (vah vah) kayınbiraderini almak zorunda kalmış.

Şimdi CHP’den, İP’den,
Sözde yazar çizerlerden,
Sözde sanatçılardan ne bekleriz,

Tabii ki klasik olanı RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A saldırmayı yani,

CANBAZA BAK OYUNUNA DEVAM,OYLAR TAMAM.

HER ŞEY GÜZEL OLUYOR DEVAM…..

Bu oyun MİLLET İTTİFAKININ çok hoşuna gitmiş anlaşılan ki,

İP Genel Başkanı MERAL AKŞENER’in ağzından RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A ve SÜLEYMAN SOYLU’YA bir erkeğin bile ağzına almayacağı galiz hakaretler duyuyoruz.

Sahi siz MERAL AKŞENER’İN, kuyruğuna takıldığı Selahattin DEMİRTAŞ ve avenesine bu galiz hakaretlerin onda birini yapabildiğini duydunuz mu?

Anlaşılan o kadar zordalar ki hemen “CANBAZA BAKI” oynamaya başlıyorlar.

Bir koltuk için değer mi sizce, yazık yazık yazık…

 

Yazan: Abdullah Demir

Devamını Oku

SOYKIRIM DİYENLERE DEĞİL DE, ÜLKEMİN BAŞKANINA SALDIRAN…

SOYKIRIM DİYENLERE DEĞİL DE, ÜLKEMİN BAŞKANINA SALDIRAN…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

24 Nisan için ABD’de REAGAN’dan sonra bir ABD Başkanı daha“Soykırım“ ifadesi kullandı.

Sadece soykırımda değil,
İstanbul içinde “Konstantinopolis“ dendi.

Biliyorsunuz ki JOE BIDEN’in resmî olarak seçimi kazandığı açıklanır açıklanmaz yıldırım hızıyla ilk tebrik mesajı yollayan CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU’ydu.

JOE BIDEN’in 40 yıl sonra gelen bu çirkin ifadelerinden sonra,
Ülkemizi yönetme iddiasındaki MİLLET İTTİFAKI partilerinden çok yüksek tonda ve milletimizin vicdanını rahatlatacak tonda esip gürlemelerini beklerdik.

Her gün ERDOĞAN için esip gürleyenler JOE BIDEN’e ve HDP’ye karşı neden sus pus olmuştur.

Şimdi CHP olarak kınadık diyebilirler de, o kadar dilinin ucuyla kınama mesajına ve diğer partilerle ortak bildiri ile tepkiye zaten mecburlar.

Aksi halde HDP’nin durumuna düşerler ve milletimizin yüzüne bakamazlardı.

Benim merakım KEMAL KILIÇDAROĞLU, neden JOE BIDEN’in Başkan seçildiğindeki gibi acilen yüksek tonda tepki mesajı yayınlayamadığıdır.

Meclis kürsüsünden,
JOE BIDEN’i iç siyasete yönelik konuşmuştur diye aklamaya çalışması ve dostlarla yürümeye devam ifadesi,
devamındaysa yine ERDOĞAN’a yüksek perdeden saldırması İBRETLİK bir durumu ortaya koydu.

Türkiye sevdalısı olduklarını ifade eden CHP seçmeni ve İP’in ülkücü geçmişi olan seçmeni inanıyorum ki,

Ermeni avukatlığına soyunan PKK’nın hamisi HDP’ye tek söz söyleyemeyen,

JOE BIDEN’in açıklamalarını iç siyasete yönelik şeklinde mazur gösterme çabasına giren,

Devamında ise dostlarına yine selam çakan bu anlayışa gereken cevabı verecektir.

Vatandaş olarak doğrusu,

CHP Genel Başkanı KEMAL KILIÇDAROĞLU’ndan,

İP Genel Başkanı MERAL AKŞENER’den,

CUMHURBAŞKANIMIZA yapılan hakaretlerin YÜZDE BİRİNİ,
JOE BIDEN’e ve kol kola yürüdükleri HDP’yede söyleyebilmelerini beklerdik.

Ancak DOSTLARLA yürümeye devam diyerek ABD’den ve HDP’den ülkemize yapılan iftiralara tepki yerine,

CAMBAZA BAK senaryosunu devreye alıp ERDOĞAN hedefe konarak seçmeninden HDP ve ABD’ye düşmanlığı yerine ERDOĞAN’A hasım olması istenmiştir.

Halbuki ERDOĞAN’A söyledikleri edep dışı sözler kadar olamasada,

Dostları JOE BIDEN’e ve HDP’ye,
en azından Milletimize SAYGILARINDAN dolayı bu iftiralar sebebi ile yüksek dozda tepkilerini beklerdik.

MİLLET İTTİFAKI’ndaki liderleri acaba dostluklarına zarar gelme,

ABD’nin ve korudukları DEMİRTAŞ‘ın ve partisinin desteğini kaybetme korkusu mu sardı ?

Bu korkuya İP’de çok net başka versiyonu ile görüyoruz gibi,

İP Genel Başkanı “MERAL AKŞENER” Meclis kürsüsündeki konuşmasında ABD’ye karşı ERDOĞAN’A olduğu gibi sert bir açıklama beklerken,

Baştan başa cumhurbaşkanını hedefe koyan konuşmasının içine ABD’ye gösterdikleri (güya) tepki ifadelerinide sıkıştırıvermiş.

Devletimiz için,JOE BIDEN’den daha ağır ithamlarda bulunan HDP’ye ve avanelerine niye hiç sözleri yok, anlamak mümkün değil.

Sabah kahvaltısında buluşamamakdan mı korktular acaba?

Yada koltuk için oradan gelecek üç beş oya şiddetle ihtiyacımız var düşüncesi ağır mı bastı acaba?

Bu oylarla kazanılan Belediyelerdeki icraatlerde ortada,

Çünkü bu belediyelerden kazanılan rant paylaşımıda ortada,

Mensuplarının işe girmesi uğruna HDP’lilerinde işe girmesine göz yumulmasıda ortada,

Cuma namazı saatinde LGBT propagandası eğitimi konması ve namaza gitmek için dilekçe yazılması dayatması ve bu şekilde fişlemenin geri gelmeside ortada,

Eski CHP’den birilerinin bu sene Hac yine Kurbana denk geldi demesine alıştığımız anlayışa yeni katkılar getiren İTTİFAK’ın Belediye başkanı İMAMOĞLU’nun gençliğimde biz 40 rekat teravih kılardıkla eski CHP anlayışının devamı olduğunu ortaya koymasıda ortada,

Kazanmak için her yılanla dost olurum anlayışının faturasıda ortada,

Atılan yalanlarla kazandıklarını gördüklerinden midir bilmem ama, Gençliğimizde biz 40 rekat teravih kılardık diye televizyonda atıp tutan anlayışla, koltuk sevdası için yol yürüyenlerin anlayışına Vatandaşımız gerekli dersi hep vermiştir.

2023 ‘te yine verecektir.

HDP’yle dost olanlarla değil,
ABD’yle dost olanlarla değil,
FETÖ’yle dost olanlarla değil,
LGBT’yle(eşcinsellerle) dost olanlarla değil,

Vatan millet sevdalılarıyla,
Milliyetci ve muhafazakar,
Ülkesine,milletine aşık vatandaşlarımızla yol arkadaşlığı yapanlar hep kazanmıştır ve hep kazanacaktır.

NOT:
YİNEDE BİZ KOPYACILARDAN(YANİ TAKLİTCİLERDEN)SAKINALIM.

 

Devamını Oku

ABD VE İSRAİL’İN ÜLKEMİZDEKİ KULLANIŞLI KUKLALARI…

ABD VE İSRAİL’İN ÜLKEMİZDEKİ KULLANIŞLI KUKLALARI…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MÜSLÜMAN’A DÜŞMAN, ABD-İSRAİL DOSTU “İRAN”MI ?

ABD VE İSRAİL’İN ORTA DOĞUDAKİ KUKLASI İRAN,

ABD VE İSRAİL’İN ÜLKEMİZDEKİ KULLANIŞLI KUKLALARI……….

İslamiyette ilk fitneyi başlatan, Yahudi olan ama kendisini saklayan Abdullah bin Sebe’nin İslamiyete ters fikirleri ile doldurduğu ve
Hazreti Osman’ın hilafetini kabul etmeyerek çeşitli iftiralar attığı,
kılıf olarakta “ Hazreti Ali taraftarıyız,(Ali şiasıyız) haksızlığa karşıyız” diye başlattıkları ve Hazreti Ali’ninde şiddetle karşı durduğu ve taraftarlarını cezalandırdığı bir fitne
hareketidir.

Daha sonraki yıllarda ise Yahudi, Hindu ve Mecusilerin desteğinde güçlendiler ve kendi inançlarınıda bu anlayışa karıştırarak islam inancı diye yaydılar ve bugünkü ŞİA fırkasını ortaya çıkararak,

Sözde İslam ülkesi ve İran İslam Cumhuriyeti ismini almış bir ülke,

Sözde İslamiyetin hamisiyim diyen bir rejim,

Sözde ABD ve İSRAİL’le kavgalı,
tabii ki bu kavga sadece lafta,
icraatta ise hep İslam ülkelerine zarar vermiş.

Zaten bu ülkenin tarihinede göz atsak, bugüne dek hep müslümanlarla didişmiş ve müslümanlardan başka neredeyse hiçbir grupla fiili savaşmamış olduğunu görürüz.

Hele hele Yahudilerle, Avrupalılarla fitneye fırsat veren demeçler hariç,
fiili olarak hiç savaşmamışlar.

Ancak Osmanlı Avrupa’da meşgul iken,diğer komşu devletleride komşuları ile başları dertte iken,
hep sorun çıkarmış bir tarihi ile bugünlere gelmiş bir devlettir.

Maalesef bugünde aynı politikayı titizlikle yürütmektedirler.

ABD ve İSRAİL ile sürekli problemli söylemler ve suni gerilimlerle güya İSLAM adına hareket ediyormuş görünerek,
Müslüman halkların sempatisini kazanıp İSLAMİYETİ yok etmek için Yahudiler tarafından kurulan ŞİA anlayışını yaygınlaştırmaya çalışıyor.

Tıpkı İNGİLİZLERİN, VEHABİLİĞi geliştirip OSMANLI’yı yıkmak için kullanıp kendilerine kullanışlı devletler kurdukları gibi.

Ancak İslam ülkeleri Siyonist çetelerin istilasında iken hep kazanan İRAN ŞİA’SI oluyor ve
İslam ülkelerindeki etki sahasını sürekli genişletiyor.

Yıllarca sürdürülen Irak-İran savaşı ile Müslümanlar arasında ayrıştırma başlatılıyor.

Mezhebi korumacılık adıyla ESAD’ı etkileyerek ERDOĞAN’IN barış çabalarını baltalayıp Suriye’nin ABD’ye rest çekmesini sağlıyorlar.

Sonrası malum İSRAİL’in komşularını parçalayıp ufaltma ve kendisine tehlike olmasına engel olma projesine fırsat tanımış oluyor.

İSRAİL ve ABD , TÜRKİYE’Yİ bölme projesine hizmet etme adına kurdukları PKK’yı sürekli destekliyor.

ABD ve İSRAİL güya İRAN’A karşı ve IRAK’da bunun için varlar, halbuki IRAK’TA ŞİA hakimiyetine zemin hazırladılar ve neredeyse IRAK’I altın tepside İRAN’a sundular.

Yunanistan veya herhangi bir ülkeyle olan hiçbir milli meselemizde bizim yanımızda değil hep karşımızda oldular.

AZARBEYCAN’IN KARABAĞ davasındaysa hep ERMENİSTAN’IN yanında oldular.

Şimdilerde ise TÜRKİYE’nin terörün kökünü kazımak için başlatmayı planladığı SİNCAR ve KANDİL operasyonlarına karşı duruş sergileyerek, İSRAİL ve ABD adına üzerine düşen vazifeyi yaptığına şahit oluyoruz.

Bu durum ilk bakışda Müslüman bir ülkeye yakışmıyor ancak İRAN’I gezip tanımış aşağıdaki akademisyenin açıklamaları bize daha net fotoğrafı sunuyor ve aklımıza takılan sorularada cevap oluyor.

Kuveytli akademisyen Abdullah Al- Nefisi İran’daki bir anısını şöyle anlatıyor ;

” Tahran’ın bir semtinde gezinirken bir dükkana uğradım girişte herkesin görebileceği bir yerde oldukça büyük Davudi (Yahudi üçgeni) yıldızının asılı olduğunu görünce şaşırdım ve dükkan sahibine İngilizce biliyor musun dedim evet dedi..Galiba Yahudisiniz dedim. Evet Yahudiyiz bu semt ağırlıklı olarak Yahudidir dedi.Biraz şaşırdım sorularıma devam ederek peki buradaki yaşantınızdan memnun musunuz dedim.Tabi hiç bir sıkıntımız yok, İsrail vatandaşlığımızda mevcut her zaman gider geliriz İsrail’e… Burada Havramızda mevcut ibadet sıkıntımzda yok dedi.Tabi biraz şaşkın vaziyette buradan çıkıp dolaşmaya devam ederken biraz ileride başka bir dükkana girdim burada da girişte asılı büyük bir haç dikkatimi çekti…Dükkan sahibine siz Farisisiniz bu haç nedir dediğimde hayır biz Hristiyanız dedi.Sonra sorgulamaya devam ettim burada rahatınız nasıl memnun musunuz dedim.Evet dedi gayet memnunuz şurada kilisemiz mevcut ibadetimizi yapıyoruz sıkıntımız yok dedi.Gerçekten gördüklerim benim için ilginç bir anıydı.
Günler sonra Kuveyt’e döndüm ve İran büyük elçisini evime davet etmeye karar vedim ve kendisini telefonla arayarak ben filan filan kişiyim sizi evime davet ediyorum dedim….Adı Ali Cennetii .. babası ise Ahmed Cennetii halen İran Yüksek Konseyine başkanlık yapıyor.Bu konsey ise Şii mürşidlerin organizasyonunu yönetiyor….Neyse Sayın Büyük Elçi davetimizi kırmadı ve teşrif ettiler…Tabi yeme içme faslı bittikten sonra kendisine Sayın Büyük Elçim sizden bir isteğimiz var biz bir grub Kuveytli hayır sever Tahran’da bir arsa alıp üzerine Sünni Müslümanlar için bir cami yapmak istiyoruz dedim.Kahkahalarla gülüp buna asla müsaade etmezler dedi ilk önce babam etmez dedi.Dedim ki bu istek hoşunuza gitmedi galiba. Dediki “Hayır…Ancak şunu ifade etmeliyimki 1979 Humeyni devriminden sonra Tahran’da devrim kararı gereği Sünni bir yapılanmaya asla müsaade edilmez“ .Ben de kendisine o zaman kendinizi “ İran İslam Cumhuriyeti yerine İran Cumhuriyeti olarak isimlendirin” dedim.O sizin görüşünüzdür dedi evet benim görüşüm dedim.Artık karşılaştığım bu olay ve ziyaretten sonra İran’ın Farisilik üzerine kurulu, İslamla bağı olmayan bir fırka olduğu gerçeğini ifade etmekten asla vazgeçmeyeceğim ”.
(çeviridir) Dr.Abdullah al Nefisi

Bu hatıra bize çok şey anlatıyor ve günümüzede ışık tutuyor.

Son günlerde Suriye’nin kuzeyinde bilhassa Tel Rıfat’tan yapılan saldırılar,

Kuzey Irak’da sergilenen Taliban ve PKK işbirlikleri ile hareketlenme gayretleri,

İran kontrolündeki Haşdi Şabi güçlerinin son günlerdeki sinsi faaliyetlerden biri olan BAŞİKA üssümüze yapılan füze saldırısı bize durumu çok açık gösteriyor ki,

İRAN kuruluşundan bugüne kadar hiç Yahudiye ve Hiristiyana zarar vermemiş,

Ancak fitne fesat saçarak,
bazende kuklalarını kullanarak İslam memleketlerine hep zarar vermiş,

Bu ülkelerin bölünüp parçalanıp güçsüzleşmeleri sağlanarak Siyonizme hizmetçi edilmiştir.

İslam ülkelerinde yürütülen fitne ve fesat faaliyetleri neticesi olarak hala oluk oluk kan akmaktadır.

Son Kuzey Irak’daki temizlik operasyonumuzda ilk onlardan ses gelecektir.

24 Nisan için ABD başkanı soykırım ifadesini kullanıyor,

HDP de aynı yönde açıklamalarda bulunuyor.

Millet ittifakı dost diye tarif ettikleri ABD’ye güya veryansın ediyorda,

Korudukları kolladıkları HDP ye tek bir sözleri yok.

CHP seçmenini bunu hazmedecekmidir bilemem ama,

Kendini milliyetci muhafazakar olarak tanımlayan İP seçmeni nasıl hazmeder göreceğiz.

Bunun için,
Şimdi cambaza bak gösterisinin tam zamanı,
yani acilen RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A saldırma zamanı olsa gerek.

Yazan: Abdullah Demir

Devamını Oku

KİM KİMİN AYAĞINA GİTTİ ?

KİM KİMİN AYAĞINA GİTTİ ?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

KILIÇDAROĞLU ve yönettiği MİLLET İTTİFAKI olan bitenden dersini alabiliyor mu ?

LİBYA teskeresi için mecliste teskere oylaması yapılıyor.

Her zamanki gibi CHP refleksi ülke yararına olana değil dışarısının dediğine bakıyor ve LİBYA’da ne işimiz var kampanyası yürüterek “Hayır“ oyu veriyor.

KILIÇDAROĞLU’nun yönettiği MİLLET İTTİFAK’I LİBYA’da ne işimiz var kampanyası başlatıyor ve RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A yükleniyor.

Tıpkı MACRON gibi,

Tıpkı MİÇOTAKİS gibi,

Tıpkı AB kurmayları gibi,

Tıpkı ABD başkanı JOE BİDEN gibi,

Libya’yı terk etmemizi istiyor.

Halbuki 500 yıllık ilişkimiz var LİBYA ile,
Halbuki 10 milyar dolara yakın Türk iş adamlarının alacağı var LİBYA’da,

Halbuki Türkiye topraklarının yarısına yakın MAVİ VATAN’a kavuştu LİBYA ile yapılan bu anlaşma ile,

Halbuki İSRAİL olsun, MISIR olsun doğal gazını AVRUPA’ya satmak için bize mahkum kaldılar bu LİBYA kozu ile,

Herkes anladı ama KILIÇDAROĞLU ve eski Türkiye sevdasındaki, bazı mesleklerdeki EMEKLİLER topluluğu anlayamadı maalesef.

Anlamalarınıda pek beklemiyoruz zaten.

Onlar yatıp kalkıp iç ve dış dostlarla beraber RECEP TAYYİP ERDOĞAN’ı nasıl hallederizi düşünür.

Şimdi LİBYA’da Türkiye’nin liderliği ile Darbeci HAFTER ve Destekçileri dersini aldı.LİBYA’da Ulusal Birlik hükümeti kuruldu.

Hemen,
AB KURMAYLARI,

FRANSA CUMHURBAŞKANI MACRON,

İTALYA BAŞBAKANI DRAGHİ,

YUNANİSTAN BAŞBAKANI MİÇOTAKİS,

Akbabalar gibi LİBYA’ya üşüştüler ve TRABLUSA’a kadar giderek tıpkı KILIÇDAROĞLU gibi TÜRKİYE’nin burada ne işi var,
Türkiye ile anlaşmalarınızı iptal edin diye neredeyse diz çöküyorlar.

Bakınız KILIÇDAROĞLU’NUN ipine tutunan MİLLET İTTİFAKI unsurları,

LİBYA ise bütün bu baskılara rest çeken BAŞBAKAN,
14 Bakanını ve Genel Kurmay Başkanını yanına alarak TÜRKİYE CUMHURBAŞKANI’NA koştu ve bir sürü anlaşmalara imza kondu.

Yeni petrol ve doğalgaz arama ve çıkartmada iş birliği gibi,

İş insanlarımızın alacaklarının tahsilatı gibi,

LİBYA’nın yeniden imarında anlaşmaların yapılması gibi bir sürü yeni anlaşmalar yapıldı.

İşte bu ahval üzere YUNANİSTAN,
Barış simsarlığına soyunmuş görünüp,
Dışişleri Bakanı DENDİAS’ıda tıpış tıpış ülkemize ziyarete yolladı.

Aynı zamanda içeriden üç beş oy fazla alabilmek umudu ilede ucuz provokasyonlara baş vurmak zorunda kaldı.

Herkes yeni TÜRKİYE’nin ve LİDERİ’NİN gücünü çapını anladı da,
bir türlü KILIÇDAROĞLU ve ipini tuttuğu partiler anlayamadı.

Herkes yeni TÜRKİYE’nin ve LİDERİ’nin gücünü çapını anladı da, Dostları ile yürüyen KILIÇDAROĞLU ve avanesinin algılarla kandırdıkları bir türlü anlayamadı.

Herkes yeni TÜRKİYE’nin ve LİDERİ’nin OYUN KURMA GÜCÜNÜ anladı da,
KILIÇDAROĞLU ve güdümündeki PARTİLER ile algılarla yönetilmek istenen seçmenleri bir türlü anlayamadı.

MİLLET İTTİFAKI içindeki partiler belkide anladılar da,
DOSTLARININ çıkarları ve talimatları böyle olmasını gerektirdiği için görevlerini yerine getiriyorlar.

Tabiiki seçmeninide elinde tutmak ve uykuda kalmalarını sağlamak için asırlardır bilinen CAMBAZA BAK OYUNUNU sahneliyorlar.

Yazan: Abdullah Demir

Devamını Oku

12 EYLÜLDEN KALAN ZULÜM…

12 EYLÜLDEN KALAN ZULÜM…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

1 Ramazan 1442’de

Yani 13 Nisan Salı günü mübarek Ramazan-ı şerif ayına boynu bükük ve kırgın olarak giriyoruz.

12 EYLÜL Darbecilerinin 1983 yılında Namaz ve oruç ibadetinin yapılmasında farz olan VAKİT‘e riayet etmek için uygulanan TEMKİN’i bir FETÖ projesi olarak kaldırıp ibadetlerimizi sakatlatan zulüm kararı hala kaldırılamamıştır.

12 Eylül darbesi ve beslemesi FETÖ’nün her alanda açtığı yaralar sarılırken,
1400 yıldır müslümanların uyduğu takvim bırakıp,
Avrupalıların uyduğu takvime geçildiği için TEMKİN’in kaldırılması dolayısı ile de ibadetlerimizin sakatlanmasının önüne geçilemedi.

Bu duruma üzülürken sokaktaki insanımızın,yaşlı ninelerimizin dahi vücuda dışarıdan giren her şeyin orucu bozduğunu bildiği halde,

Bugüne kadarda hocaların ve müftülerin aşı veya iğnenin orucu bozduğu açıklamaları ortada iken,

şimdi hangi kaynağa dayandığı açıklanmayan ve aklımızada hala FETÖ’nün dini değiştirme faaliyetleri devammı ediyor dedirten bir şüphe girmesine sebeb oldu.

12 Eylül darbecilerinin ve besledikleri FETÖ’nün dayattığı TEMKİNSİZ ibadet dayatması hala devam ederken,
Bu darbecilerin takvimini dayatanların şimdide birden Aşı orucu bozmaz diye kaynaksız verdiği fetva bize FETÖ’nün diğer icraatlarını hatırlattı.

İşte bu FETÖ dayatmaları ile girdiğimiz Ramazan’ı Şerif ayı ile ilgili,

TAM İLMİHAL SEADET-I EBEDİYE’de Ramazan orucu için yazılan izahattan bir miktar paylaşarak bereketlenmek isteriz.

(Riyad-un-nasıhin)kitabında diyorki:

(Buhari)kitabında, Ebu Hureyre”radiyallahü anh” diyorki:
Resulullah”sallahü aleyhi ve şeklen”buyurduki: “Ramazan ayı gelince,Cennet kapıları açılır.
Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır.”

İshak bin Huzeyme yazıyorki,Selman-ı Farisi”radyallahü anh”bildirdiki,Resulullah”Sallallahü aleyhi ve sellem”Şa’ban ayının son günü hutbede buyurduki:

Ey Müslümanlar! Üzerinize öyle büyük bir ay gölge vermek üzeredir ki, bu aydaki bir gece(Kadir gecesi),bin aydan daha faidelidir. Allahü teala, bu ayda,her gün oruç tutulmasını emretti.
Bu ayda, geceleri teravih namazı kılmak da sünnettir.
Bu ayda, Allah için ufak bir iyilik yapmak,başka aylarda,farz yapmış gibidir.
Bu ayda,Allah için ufak bir iyilik yapmak,başka aylarda farz yapmış gibidir.
Bu ayda, bir farz yapmak,başka ayda yetmiş farz yapmak gibidir.

Bu ay,Sabr ayıdır.Sabr edenlerin gideceği yer Cennetdir.
Bu ay,iyi geçinme ayıdır.
Bu ayda mü’minlerin rızkı artar.

Bir kimse, bu ayda,bir oruçluya iftar verirse,günahları afv olur.
Hak teala, onu Cehennem ateşinden azad eder.
O oruçlunun sevabı kadar,ona sevap verilir.

Eshab-ı kiram, dediler ki:

Ya Resulallah !Her birimiz,bir oruçluya iftar verecek,onu doyuracak kadar zengin değiliz.

Resul”Aleyhisselam”buyurduki:
Bir hurma ile iftar verene de,yalnız su ile oruç açtırana da,biraz süt ikram edene de,bu sevap verilecektir.

Bu ay öyle bir aydır ki,ilk günleri rahmet,ortası Afv ve mağfiret ve sonu Cehennemden azad olmakdır.

Bu ayda,emri altında olanların(işçinin,me’murun,askerin ve talebenin)vazifesini hafifletenleri(patronları,amirleri,kumandanları ve müdürleri),Allahü teala Afv edip,Cehennem ateşinden korur.

Bu ayda dört şeyi çok yapınız!
Bunun ikisini Allahü teala çok sever.
Bunlar,Kelime-i şehadet söylemek ve İstigfar etmekdir.

İkisini de,zaten her zaman yapmanız lazımdır.
Bunlar da Allahü teala dan Cenneti istemek ve Cehennem ateşinden ona sığınmaktır.

Bu ayda,bir oruçluya su veren bir kimse,kıyamet günü susuz kalmıyacaktır.

(Sahih-i Buhari)deki bir hadis-i şerifte buyrulduki:
Bir kimse,Ramazan ayında oruç tutmağı farz bilir,vazife bilir ve orucun sevabını,Allahü Teala’dan beklerse,geçmiş günahları Afv olur.
Demek ki orucun Allahınn emri olduğuna inanmak ve sevap beklemek lazımdır.
Günün uzun olmasından ve oruç tutmak güç olmasından şikayet etmemek şartdır.
Günün uzun olmasını,oruç tutmayanlar arasında güçlükle oruç tutmasını fırsat ve ganimet bilmelidir.

Ramazan’ı Şerif ayı bütün müslümanlar için hayırlara ve bereketlere vesile olur inşallah.

 

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.